Sayfalar

27 Şubat 2009 Cuma

"HER KADIN HAYATININ BİR BÖLÜMÜNÜ BUDİST OLARAK YAŞAR ÇÜNKÜ MUTLAKA BİR ÖKÜZE TAPMIŞLIĞI VARDIR."

ben koyu bir budistim:))))

* düzeltme: muti dedi ki budistler hiçbir hayvana tapmaz, hintliler ineğe tapar. ama bence öküze tapan bir din olmalı ki biz kadınlar ona ait olalım:))

26 Şubat 2009 Perşembe

Akşamdan kalanlar

6 ayın sonunda dün akşam nihayet Crix bana geldi. Birkaç haftadır yapalım edelim e artık görüşelim vs derken dün nihayet gerçekleştirdik planı. Gelirken de remastered'larını kaptı, gece boyunca paso dm dinleyip kendimizden geçtik. Hayrına ses sistemimi de kurdu, artık daha bir keyifli izleyebilicem film ve konserlerimi.
Tabi dm yanında içtiğim yaklaşık 1 şişe şarabın etkisiyle bugün sersem gibiyim ama gülü seven dikenine katlanırmış değil mi:)

güncem...

Blog tutmak güzel de bazen istemediğin sonuçlar da doğurmuyor değil... Gizlin saklın kalmıyor artık kimseden. Yaptığına, yazdığına dikkat etmen gerekiyor bir yerden sonra, tam da kendin olamıyorsun aslında. Okuyanları seçemediğin gibi kimseye okuma ya da sen bunu okuma da diyemiyorsun... Ben buna kısmi çözüm olarak ikinci bir blog ve yazılı günlük yaptım ama yine de kendi özgürlüğümü kısıtlamışım gibi geliyor... Bu nedenle de artık eskisi kadar şevkle yazamıyorum... Yargısızca, sınırsızca paylaşmak istediklerimle uzak tutmak istediklerim arasında bir denge oluşturmak hem kendime hem onlara haksızlık gibi geliyor... Bu durumu da insan kendi yaratıyor aslında, yani ben de kendim yarattım ama işte her zaman ileriyi göremiyorsun ki...
Bir yanım attığım her adımı, güldüğüm her olayı yazmak, paylaşmak isterken diğer yanım dur selen diyor, dur yazma...

25 Şubat 2009 Çarşamba

Halbuki ne çok istemiştim:(

Kaç haftadır haftasonu gidip kaymak istiyorum. yani işe başlamışken biraz öğreneyim ama bir türlü ayarlayamadım. Ya gidecek adam olmuyor ya iş yoğun ya da yer kalmamış:( Hevesim kursağımda kalıyor resmen. Şeytan diyor bas git tek başına günübirlik. sonuçta kayıp geleceksin hepi topu...

Ben... ben... ben...

Allahım ben süper bir insanım. Ben inceyim, düşünceliyim, her şeyi yaparım. Ben megaloman olmayayım da kimler olsun:)))))

24 Şubat 2009 Salı

Kutup ayısı değilmişim!

Yavru kutup ayısı annesinin yanına sokulur:
- Annecim, bizi kutup ayısıyız değil mi?
- Evet oğlum
- Peki annecim, senin annen baban da kutup ayısı mı?
- Evet
- Peki ya babamınkiler? onlar da kutup ayısı değil mi?
- Evet!
- Peki anne ya onların anne babaları?
- Evet oğlum hepsi hepsi kutup ayısı ama sen bunu neden soruyorsun???
- Brrrr, üşüyorum anasını satiim...

Ucuz kurtardım

Benim bazen böyle aklıma takılıverir. Aklıma gelince de mutlaka başıma gelir. Hani mesela bir işi yaparsın, çok ama çok minik bir kontrol geçer derinlerden bir yerden, üzerinde durmazsın ya, işte o mutlaka patlar bana! Lan aklıma da gelmişti dersin ama patlamıştır bir kere. Önsezilerine güvenmen gerektiğini hatırlatırsın kendine... ama yine aynı ihmal... hep alakasız dediğim şeyler birbiri ile çakışır, engeller felan.
Geçen hafta da alacağım ders geldi aklıma. "Bir de dans dersimle çakışırmış" dedim. Bunu dedim ya, olmayacağı varsa da olur artık diye de düşündüm. Ama elim gidip de bir türlü programa bakamadım.
Az önce kontrol ettim. Ders programını açtım, almayı düşündüğüm dersin koduna baktım: persembe!!!! allahım yaaa, olur mu bu dedim. Bir daha baktım! gene perşembe! sonra diğer derslere baktım. aaa yanlış dersin kodu imiş o! Benim alacağım yine pazartesi. Bir sevindim ki:))))

19 Şubat 2009 Perşembe

Issız adamlar diyarı

Gerçekten bu şehir ıssız adamlarla doluymuş!!! ve ben iyi ki daha yeni geldiğim zamanda bu filmi izlemişim. Bu film sayesinde karşılaştığım ıssız adamlar beni daha az şaşırtıyor. Şaka maka bu şehre geleli hepi topu kaç ay oldu, hele ki ilk başları alışma yerleşme telaşesiyle geçti. Tamam artık kendime geliyorum dedim, önce ufak darbeler sonra mantar gibi türeyen ıssız adamlar... Hepsi ayrı cins ama aslında hepsi aynı... Hahahah şimdi ankaradaki ıssız adamların da hakkını yememek lazım, benim liste kabarık ama orda frekans düşüktü. İstanbul'da elini sallasan ıssızına çarpıyor:)))) Ankara'da 5-10 seneye yaydıklarımı burda 2 ayda gördüm. Napalım, bazen acı çekerek, bazen eğlenerek bazense gözleri faltaşı izliyorum ben de...

14 Şubat 2009 Cumartesi

Barışmak... barışamamak...

Allah'a inancımın her zaman kuvvetli olmuş olmasına rağmen yıllardır yaşadıklarım(ız)ın üzerine babamı da bizden alınca adaletine olan inancım sarsıldı ve yerini öfke ve kırgınlık aldı. Eskiden her işte bir hayır vardır veya vardır bir bildiği diye düşünen ben şimdi bu laflara güler geçer oldum. Bütün bunlar tamamen insanların kendilerini avutmak ve daha iyi hissetmek için uydurdukları şeyler gibi geliyor.
Aslında bu yazıya başlamamın sebebi artık tekrar bizi aşan bir pattern olduğuna inanma ve bir bildiği olduğunu düşünme, aslında benden nefret etmediğini hissetme yolunda adım atmak, yine o kuvvetli duyguları hissetmek üzerine inançla barış yapma girişiminde bulunmaktı. Ama yazmaya başlayınca aslında bunun da yine sırf kendimi avutmak için olduğunu farkettim yeniden...
Aslında başımıza gelenler - namı diğer kader - karşısında elimiz kolumuz bağlı kalınca topu Allah'a atarak kendimizi rahatlatmıyor muyuz?
Karşımıza çıkan güzel şeyler için ona şükrediyor, o güzel şeyler dönüp canımızı yaktığında yine ondan medet umuyor, sona erdiğinde demek ki hayırlısı buymuş diyor, artık acısı dinip de yürümeye devam ettiğimizde iyi ki sona ermiş, daha iyi olmuş diye kendimizi kandırmıyor muyuz? her olumlu veya olumsuz şeyde kendimizi olaydan sıyıracak bişey buluyor ve bunu kaderle bağdaştırıyoruz. Ne zavallı bir durum... kendi hayatımızla ilgili söz sahibi olamıyoruz... Kurulmuş sistemin içinde rolümüzü oynuyor, en fazla kostüm ve makyaj çeşitliliği katıyoruz.
Çok merak ediyorum, bir toz zerresinden fazla değerimiz var mı acaba? Umurunda mı bunca canlı? umurunda mıyız???

13 Şubat 2009 Cuma

Pandacım

Aslında birkaç gün önce çok üzücü bir haber aldım. Benim minik pandam bir trafik kazasına karışmış. Olayı bilmiyorum ama duyduğum kadarıyla bir dolmuş buna çarpmamak için kırmış ve bir yayaya çarpıp ölümüne sebep olmuş. Bizimkinin çarpmayla direk bağlantsı olmamasına rağmen ilintili diye onu da içeri almışlar, çocuk kaç gündür hapisteymiş. Mahkemeye kadar da içeride kalacakmış ve hakim karşısına da 1 aydan önce çıkamazmış:( öyle canım sıkıldı ve üzüldüm ki:( dünya tatlısı, şeker mi şeker de bir insandır, pamuk gibi. yazık ne haldedir kim bilir:( kıyamam ben ona yaaa:(

13. cuma

Bugün 13. cuma... tam korku filmi alıp izlemelik bir gün...

12 Şubat 2009 Perşembe

WOMAN...

A WOMAN SHOULD HAVE...
enough money within her control to move out
and rent a place of her own,
even if she never wants to or needs to...

A WOMAN SHOULD HAVE...
something perfect to wear if the employer,
or date of her dreams wants to see her in an hour...

A WOMAN SHOULD HAVE...
a youth she's content to leave behind....

A WOMAN SHOULD HAVE...
a past juicy enough that she's looking forward to
retelling it in her old age....

A WOMAN SHOULD HAVE...
a set of screwdrivers, a cordless drill, and a black lace bra...

A WOMAN SHOULD HAVE...
one friend who always makes her laugh...
and one who lets her cry...

A WOMAN SHOULD HAVE...
a good piece of furniture not previously owned by
anyone else in her family...

A WOMAN SHOULD HAVE...
eight matching plates, wine glasses with stems,
and a recipe for a meal,
that will make her guests feel honored...

A WOMAN SHOULD HAVE...
a feeling of control over her destiny...

EVERY WOMAN SHOULD KNOW...
how to fall in love without losing herself...

EVERY WOMAN SHOULD KNOW...
how to quit a job,
break up with a lover,
and confront a friend without
ruining the friendship...

EVERY WOMAN SHOULD KNOW...
when to try harder...
and WHEN TO WALK AWAY...

EVERY WOMAN SHOULD KNOW...
that she can't change the length of her calves,
the width of her hips, or the nature of her parents...

EVERY WOMAN SHOULD KNOW...
that her childhood may not have been perfect... but it's over.....

EVERY WOMAN SHOULD KNOW...
what she would and wouldn't do for love or more...

EVERY WOMAN SHOULD KNOW....
how to live alone... even if she doesn't like it...

EVERY WOMAN SHOULD KNOW...
whom she can trust,
whom she can't,
and why she shouldn't take it personally...

EVERY WOMAN SHOULD KNOW...
where to go...
be it to her best friend's kitchen table...
or a charming Inn in the woods....
when her soul needs soothing...

EVERY WOMAN SHOULD KNOW...
What she can and can't accomplish in a day...
a month... and a year...

by MAYA ANGELOU

11 Şubat 2009 Çarşamba

Ufak terapi

bu hafta hem pazar hem de dün akşam murphy's e gidip dans ettim. Bünyede yorgunluk yapıyor gerçi ama ruhuma çok iyi geldi. Kendimi geçen haftalara nazaran çok daha iyi hissediyorum. Hele de geçen haftalarda dans dersinde yaşadığım konsantrasyon problemi ve moral bozukluğundan sonra bu pratikler hem manen hem de beceri olarak biraz toparlamama yardım etti:) Devamının gelmeyecek olması kötü ama yine de olmamasından iyidir diyerek olaya olumlu bakmak lazım.
Yok bu böyle olmayacak, sınıftakileri gazlamak için taktik geliştirmem lazım. Ama onlar da haklı, hepimiz acemi olunca komik oluyor resmen:))) Acilen dans etmeyi bilen ve seven birilerini bulmam lazım:)
amma çok lazım dedim:P kazım, sana bir lazımlık lazım:PpP

10 Şubat 2009 Salı

Taşırmayan pompa

Ya şu su pompalarına sinir oluyorum yaaa! özellikle ofistekine. Aptal aletin ayarı yok, hele su azalmışsa kafasına göre takılıyor. Hani gönül rahatlığıyla bir su içemiyorum. Bardağı doldururken her seferinde ha taştı ha taşacak stresi!!! Taşması da ayrı dert zaten:( öf! Taşırmayan pompa istiyorum!

9 Şubat 2009 Pazartesi

S3

Bugün nihayet Selim'ciğimin askerliği bitti. Neydi o öyle yaa, dörtyüz küsür gün. Gerçi bütün zahmetini eziyetini çocukcağız çekti ama biz de burda özledik helak olduk:P
Neyse bugün güneş Selim için doğdu. Güneş doğmasına doğdu da adama ulaşabilene aşkolsun. arıyorum arıyorum telesekreter! Mesaj atıyorum bakıyorum arada ulaşmış sonra gene tık yok. Acaba salmadılar mı oldum! Hayır kendimi yine sapık gibi hissettim ne yalan diyim. S3 anılarım canlandı resmen:)))))

8 Şubat 2009 Pazar

Yaaağ yaaağ yağmuuurr...

Dışarıda fırtınalar kopuyor. Bir yağmur bir rüzgar, insan burnunu çıkarmaya çekiniyor resmen. Kuaföre gidecektim güya, o da hikaye oldu. Arada rüzgar bir şiddetleniyor, camdan resmen içeri giriyor, tamamen patlayacak fırtına içeri dolacak diye korkuyorum valla...
Aslında havanın böyle kötü olması benim de evde kalıp çalışmam açısından iyi birşey ama gel gör ki sabah beri oyalanıyorum daha dosyayı açmadım bile:((( Ne olacak benim bu halim?:(

7 Şubat 2009 Cumartesi

Çorba gibiyim

İş çok yoğun. ama kafam öyle yoğun ve yorgun ki kendimi işe verip de şöyle adam akıllı çalışamıyorum... Konsantrasyon sıfırın altında. Her zamanki gibi kahpe felek de elinden geleni ardına koymuyor. Zaten canım sıkkındı, bir omuzda ağlarken onu da yaraladım böylece canımı sıkan şeyler birken iki oldu.
Canım hiçbir şey yapmak istemiyor ve hiç bir seyden zevk alamaz oldum. Deliler gibi yazıyorum ama paylaşamıyorum. Hep aynı nakarat... Serseri mayın gibi ordan oraya dolanıyorum ama aslında hala aynı bataklıkta debeleniyorum. Yoruluyorum ama yorulduğumu, pes ettiğimi kabul etmek istemiyorum...
Perşembe günü farkettim ki en keyif aldığım dansa bile artık kendimi veremiyorum, ayaklarım birbirine dolanıyor, bildiklerimi bile yapamıyorum. Komutlar teğet geçiyor, ulaşması gereken yere ulaşamadan yitip gidiyor. Sanki dansın bütün büyüsü kanatlanıp uçmuş ve yukarıdan kahkahalar atarak bana bakıyor... Kendimden geçerek dinlediğim o melodiler artık sadece canımı yakıyor. ama yine de pes edemiyorum... bırakıp gidemiyorum...
Dostlarımı çok özlüyorum, arkadaşlarımı... Orda olduklarını biliyorum ama bir türlü elimi uzatıp dokunamıyorum. Yenilemiyorum, kabul edemiyorum...
bocalıyorum...

5 Şubat 2009 Perşembe

2009 da bu kadarmış

Öyle gösteriyor ki 2009'un 2008'den hiçbir farkı yok ve olmayacak. Yeni bir yıl yeni bir umut derken aslında değişenin sadece rakamlar olduğu, hayatın, günlerin, üzüntülerin, koşturmacaların aynı kaldığı kendini şimdiden belli etti. Aynı rutin, aynı şarkı...
Hayat tekerrürden ibaretmiş. Ders almayanlara ceza olsun diye... Bir de kendini bilmeyenler var ki bırakın ders almayı, daha bir safça atılıyor ortaya. sonuç? sonuç hiçbir zaman değişmiyor, boyunun ölçüsünü alıp oturuyor insan. Bir sonraki saflığa, salaklığa kadar kendini kapatıp yaralarını sarmaya...

3 Şubat 2009 Salı

Alarm kazası

Cumartesi sabahın köründe Antep'e gitmek üzere ablamlardan çıkarken aklımca iyilik edip alarmı kurup da çıktım. Hani Murat uyanana kadar ev güvende olsun. Ancak el alışkanlığı evde kimse yok konumuna getirip öyle çıkmışım. Uyandığında Murat2ı büyük bir sürpriz bekliyormuş:)))) Kalkmasıyla sensörlerin devreye girmesi ve bağırmaya başlamadı bir olmuş. Yazık ne olduğunu anlayıp da kapıya koşana kadar biraz zaman geçmiş. Bu arada pronetten aradıkları için telefon da çalmaya başlamış:))) Çocuğu sabah sabah sersem etmişim resmen:) Dedim tam ayılmışındır:)))

Hızlı bir akşam

Bugün Antep emanetlerini vermek üzere arkadaşlarla buluşacaktım ki hadi bana yemeğe gelin dedim. Tabi bunu derken evin ne halde olduğunu düşünmemiştim. Akşam bir panik çıktım işten. Uçarak alışverişimi tamamladım, ardından eve koşup önce ortalığı topladım sonra yemek hazırladım. Ortalığı toplamak daha çok bulduğum herşeyi dolaplara tıkmaktan ibaretti. Tıkmak sorun değil ama geri çıkarırken çok eğlenicem:)
Yemek dediğim balıktı ve fena olmamıştı sanırım, töhmeleme vaziyetinde yedik hepimiz:) Arkasından changeling seyrettik. Allahtan filmi evde izlemişiz, sinemada olsak ben kesin çok gerilirdim.
Sonra gittiler, ben gene kös kös kaldım tek başıma:(

2 Şubat 2009 Pazartesi

Antep kaçamağı

Haftasonu dayımları ziyarete Antep'e gittim. En son 2 yıl önce yine bu sıralar gitmiştim. Aslında ilk o zaman gitmiştim. Şimdi de 1 senedir görmüyorum diye bir ziyaret edeyim dedim. Sabah havaalanına indim ki Özlem de orda, bir sevindim ki.. Onu da 3-4 senedir görmüyordum herhal. Küçük oğlu boyum kadar olmuş resmen. Uzun uzun sohbet ettik, yakın olmamız gerekirken birbirimizden ne kadar uzak kaldığımızı farkettik. Ama o kadar ayrılık bile dertleşmemize engel olmadı, birden yılları aşıverdik sanki.
Bu arada 2 günlük ziyaret kaç haftalık rejimime mal oldu. Yengen sağolsun bir döktürdü, rejim mejim hak getire. Bir de antepe gidip baklava ve katmer yenmeden gelmez diyerekten kontrolden çıktım resmen:(
2 günün cezasını kaç hafta çekicem bakalım...

35, mühendis, bekar:)))


Kahretsin yine meşhur oldum!:)))

resimden okunamadığı söylendi. Okumak isteyenlere