12 Haziran 2011 Pazar
Herşey Fringe içindi
Evet itiraf ediyorum, yeni TV aşkım, heyecanım vs herşey fringe izleyebilmek içindi. aylar öncesinden indirdiğim bölümleri hala izleyememiştim. malum laptoptan izlemeyi de hiç sevmem. sonuç olarak bekledim durdum. ve nihayet o an geldi. Şimdi taktım USB'yi, başladım izlemeye:)) süper keyifli imiş gerçekten:))
8 Haziran 2011 Çarşamba
bir işim de rast gitse...
Pazar TV aldım ya, bir mutluyum bir mutluyum. en çok da kurulup da usb'den izleyeceğim dizilerin hayalini kuruyorum. ama tabi benim adım selen, işim rast gider mi? gitmeeeez... illa kanırıcam, illa kan dökülecek!!!
tv alınırken salı akşam 5'ten sonra teslim edilmesi üzerine anlaştık. fatura ablamın adına. pts ablama mesaj gitmiş, salı teslimat var diye. ben de hemen mağazayı aradım, aman bakın sms ablama gitmiş, tv yanlış adrese gitmesin diye. yok yok, tv size gelecek dediler.
salı oldu servis aradı, tv geldi mi kurmaya gelicez diye. dedim sizle gelecekti. yine bir tlf trafiği. meğer ups getirecekmiş. tv 6 gibi gelecek, eş zamanlı servis gelecek.
salı akşam işten erken çıktım, 5:30 gibi eve geldim. 7'ye kadar bekledim. gelen giden yok. bana tv'yi satan kızın cebi vardı, onu aradım. (mağazaya ulaşmak mümkün değil, tlf açmıyorlar kesinlikle) kız ben ilgilenicem dedi. ben de eş zamanlı ups'i aradım. aradım dediysem çağrı merkezinde bir görevliye ulaşmak için 10 dakika beklemen gerekiyor. bir türlü bağlanamıyor o temsilci. neyse nihayet birine ulaştığımda "evet adınıza sevkiyat girilmiş ama mal bize teslim edilmemiş" dedi. kaldım öyle. o saatten sonra kimseye ulaşamadım ve kudurdum. sabaha kadar teknosaya vs döşendim durdum.
sabah teknosa'dan aradılar, bilimum görüşme sonucunda UPS görevlisinin TV'yi teslim aldığını ama beraberindeki kabloları unuttuğu için depoya çektiği ve bunu da teknosaya bildirmediği bilgisini aldım. tabi ben bu arada sinirden kudurmuş durumdayım. neyse kendi aralarında halletmişler, akşam 18-18:30 arası teslimat yapılacak bilgisi geldi. neyse bari diyerek yine erkenden çıktım işten ve denen saatte evde oldum. bekledim biraz. ama bu sefer tecrübeliyim ya, 6:30 olmadan aradım UPS'i. gene bir 5 dakika bekledikten sonra temsilci "mal bize teslim edilmemiş" dedi. ben gene krizde. teknosadaki kızla konuştum direk. yazık o da mahçup oldukça oluyor. neyse bana bir takip numarası verdiler. o numarayla tekrar aradım. bu sefer dağıtımda bilgisi aldım. tabi yine 15 dakika hatta bekledikten sonra. bu arada saat 7'yi geçti. yazık samsung servisi bekliyor. dedim adama gidin. ama bu arada da ups'den kacta gelecek bilgisi almaya çalışıyorum kavga dövüş. eş zamanlı 2 telefonla arayıp bekliyorum vs. nihayet bir sonraki 15 dakikalık bekleyiş sonrasında "tv saat 17:15 de eve getirilmiş, evde yokmuşsunuz, yarın gelecek" cümlesini duyduğum anda çığlıklar atmaya başladım. uzun zamandır bu kadar sinirlenmemiştim. gerizekalılar söyledikleri saatten önce geliyorlar sonra da ertesi güne bırakıyorlar. telefonda çığlık çığlığa o teslimat bu akşam yapılacak diye bağırdım ama tabi ki ne geri dönüş yaptılar ne de teslimat.
şu anda yarın kimi dövsem diye düşünmeye başladım. şeytan diyor işe gitme ve bas şu ups'i, altını üstüne getir mağazanın. harbi yaparım.
tv alınırken salı akşam 5'ten sonra teslim edilmesi üzerine anlaştık. fatura ablamın adına. pts ablama mesaj gitmiş, salı teslimat var diye. ben de hemen mağazayı aradım, aman bakın sms ablama gitmiş, tv yanlış adrese gitmesin diye. yok yok, tv size gelecek dediler.
salı oldu servis aradı, tv geldi mi kurmaya gelicez diye. dedim sizle gelecekti. yine bir tlf trafiği. meğer ups getirecekmiş. tv 6 gibi gelecek, eş zamanlı servis gelecek.
salı akşam işten erken çıktım, 5:30 gibi eve geldim. 7'ye kadar bekledim. gelen giden yok. bana tv'yi satan kızın cebi vardı, onu aradım. (mağazaya ulaşmak mümkün değil, tlf açmıyorlar kesinlikle) kız ben ilgilenicem dedi. ben de eş zamanlı ups'i aradım. aradım dediysem çağrı merkezinde bir görevliye ulaşmak için 10 dakika beklemen gerekiyor. bir türlü bağlanamıyor o temsilci. neyse nihayet birine ulaştığımda "evet adınıza sevkiyat girilmiş ama mal bize teslim edilmemiş" dedi. kaldım öyle. o saatten sonra kimseye ulaşamadım ve kudurdum. sabaha kadar teknosaya vs döşendim durdum.
sabah teknosa'dan aradılar, bilimum görüşme sonucunda UPS görevlisinin TV'yi teslim aldığını ama beraberindeki kabloları unuttuğu için depoya çektiği ve bunu da teknosaya bildirmediği bilgisini aldım. tabi ben bu arada sinirden kudurmuş durumdayım. neyse kendi aralarında halletmişler, akşam 18-18:30 arası teslimat yapılacak bilgisi geldi. neyse bari diyerek yine erkenden çıktım işten ve denen saatte evde oldum. bekledim biraz. ama bu sefer tecrübeliyim ya, 6:30 olmadan aradım UPS'i. gene bir 5 dakika bekledikten sonra temsilci "mal bize teslim edilmemiş" dedi. ben gene krizde. teknosadaki kızla konuştum direk. yazık o da mahçup oldukça oluyor. neyse bana bir takip numarası verdiler. o numarayla tekrar aradım. bu sefer dağıtımda bilgisi aldım. tabi yine 15 dakika hatta bekledikten sonra. bu arada saat 7'yi geçti. yazık samsung servisi bekliyor. dedim adama gidin. ama bu arada da ups'den kacta gelecek bilgisi almaya çalışıyorum kavga dövüş. eş zamanlı 2 telefonla arayıp bekliyorum vs. nihayet bir sonraki 15 dakikalık bekleyiş sonrasında "tv saat 17:15 de eve getirilmiş, evde yokmuşsunuz, yarın gelecek" cümlesini duyduğum anda çığlıklar atmaya başladım. uzun zamandır bu kadar sinirlenmemiştim. gerizekalılar söyledikleri saatten önce geliyorlar sonra da ertesi güne bırakıyorlar. telefonda çığlık çığlığa o teslimat bu akşam yapılacak diye bağırdım ama tabi ki ne geri dönüş yaptılar ne de teslimat.
şu anda yarın kimi dövsem diye düşünmeye başladım. şeytan diyor işe gitme ve bas şu ups'i, altını üstüne getir mağazanın. harbi yaparım.
5 Haziran 2011 Pazar
eşşşşekkkk!
Bugün biricik mutişkomun doğumgünü. kendisine telefonda happy birthday söyleyip kırk bin kere maşallah dileyecektim ama eşşşşek sıpası telefonlarını açmadı! hayır içimden geldiğince dg bile kutlayamadım yaaa:(
küstüm!!!
küstüm!!!
Dalya demişim!!!!
Demin yazdığım post 1000. yazım olmuş! inanılmaz:)))))
Bir yoruldum ki...
sanki taş taşıdım! yok öyle bişey, ancak feci yoruldum.
pts den beri pelin burda, ama iş güç ve derken kızla ilgilenemedim bile. neyse dün akşam simaya gittik, bu sabah ege'nin sbs'si var. sabah 9 gibi koyulduk yola. o sınava girdi, biz beklerken dolandık biraz. ege sınavdan çıkınca ben eve dönüp pelin'i aldım. 16:30da otobüsü var, önce bebek yapalım dedik. giderken sorun yok ama bebekte şenlik varmış, nasıl kalabalık. ben nedense yolu küçümsedim ve 15:15 gibi yola çıktık. kabus o sırada başladı. 16:30 da biz daha yeni köprüye ulaşmıştık. pelin ağlamaklı, ben gergin. o sırada alo dedik adamlar, biz yoldayız, geç kalıyoruz diye. 5 dakika bekleriz dediler. köprüye ulaştıktan sonra trafik elverdiğince uçtum ve 16:45 iken ulaştık. artık gitmişlerdir ama en azından bir sonrakine bilet bakarız diyerek girdik ki beklemişler. pelin otobüse bindi ama sanırım yolcular linç etmek istemiş:P dedim hiç etrafa bakma hemen uyu:)))))
rötarlı da olsa pelini bindirince güvenç'le buluşup tekrar karşıya geçtik. bu sefer bayrampaşa forumdayız. ben tv aldım, o ses sistemi. 1 aydır niyetli olduğum tv olayını nihayet sonlandırdım. artık teknolojiye daha yakınım:))) salı gelip kuracaklar.
yemekti bilmem neydi derken eve gelmem 22:30. birazdan da sızarım artık:)
pts den beri pelin burda, ama iş güç ve derken kızla ilgilenemedim bile. neyse dün akşam simaya gittik, bu sabah ege'nin sbs'si var. sabah 9 gibi koyulduk yola. o sınava girdi, biz beklerken dolandık biraz. ege sınavdan çıkınca ben eve dönüp pelin'i aldım. 16:30da otobüsü var, önce bebek yapalım dedik. giderken sorun yok ama bebekte şenlik varmış, nasıl kalabalık. ben nedense yolu küçümsedim ve 15:15 gibi yola çıktık. kabus o sırada başladı. 16:30 da biz daha yeni köprüye ulaşmıştık. pelin ağlamaklı, ben gergin. o sırada alo dedik adamlar, biz yoldayız, geç kalıyoruz diye. 5 dakika bekleriz dediler. köprüye ulaştıktan sonra trafik elverdiğince uçtum ve 16:45 iken ulaştık. artık gitmişlerdir ama en azından bir sonrakine bilet bakarız diyerek girdik ki beklemişler. pelin otobüse bindi ama sanırım yolcular linç etmek istemiş:P dedim hiç etrafa bakma hemen uyu:)))))
rötarlı da olsa pelini bindirince güvenç'le buluşup tekrar karşıya geçtik. bu sefer bayrampaşa forumdayız. ben tv aldım, o ses sistemi. 1 aydır niyetli olduğum tv olayını nihayet sonlandırdım. artık teknolojiye daha yakınım:))) salı gelip kuracaklar.
yemekti bilmem neydi derken eve gelmem 22:30. birazdan da sızarım artık:)
3 Haziran 2011 Cuma
Sen beni güldürdün...
önce ön bilgi: bir nevi çevreci politikalar kapsamında bizim şirkette yeşili koru, geri dönüştür vs gibi kampanyalar var. yapılanlardan biri de maillerin dibine
Save a tree - think before print
Bir ağaç kurtar - yazdırmadan önce düşün
gibi bir not düşüyor.
buraya kadar bir sorun yok. geçen adı lazım değil bizim muzipler kraliçesinden bir mail "selencim, bak kaç gündür aklımda yazacağım fırsat olmadı, sonra da rüyalarıma girecek, bil ki ben senin gönderdiğim mailleri hiç basmıyorum, için rahat olsun.:)))))))))))))" önce maile bön bön baktım, ne diyor bu diye. sonra jetonun düşmesiyle bastım kahkahayı:)) çevreci olalım derken maskara olduk resmen:PPP
benim de günüm gelir elbet:PpP
Save a tree - think before print
Bir ağaç kurtar - yazdırmadan önce düşün
gibi bir not düşüyor.
buraya kadar bir sorun yok. geçen adı lazım değil bizim muzipler kraliçesinden bir mail "selencim, bak kaç gündür aklımda yazacağım fırsat olmadı, sonra da rüyalarıma girecek, bil ki ben senin gönderdiğim mailleri hiç basmıyorum, için rahat olsun.:)))))))))))))" önce maile bön bön baktım, ne diyor bu diye. sonra jetonun düşmesiyle bastım kahkahayı:)) çevreci olalım derken maskara olduk resmen:PPP
benim de günüm gelir elbet:PpP
Hamili hasta yakinimdir:))
Ablamın doktor bir arkadaşı var. kendisi benim de doktorum oldu sonra ve bana çok emeği geçmiştir. Çok da severim. Ancak çok da yoğun bir gündemi var kendisinin. Dolayısıyla randevu almak için beklemek gerekiyor. Ben de Haziran sonunda Ankara'ya gitmişken göreyim ve görüneyim diye muayenehanesini aradım ki randevu alayım. ancak daha 2,5 hafta olmasına rağmen dolu dediler. haydaa... siz benim kim olduğumu biliyor musunuz diyecektim ama demedim tabi. sonra kapadım telefonu, naapsam ki falan diye düşünürken "ya boşver ya, o kadar nazımız geçsin" diyerek direk kendisini aradım. dedim ben geliyorum 25'inde ama doluymuşsun. sen gel dedi, kim olduğunu nerden bilsin bizimkiler, alırım ben seni aradan:))) ben de kendi kendime şımardım:)))
31 Mayıs 2011 Salı
Kaza geliyorum demez
Yav aslında hayat çok ilginç, küçücük, sıradan kararlar bazen insanın hayatını çok etkileyebiliyor. Bu sabah 6:05 uyandım ama uyanasım gelmedi. sporu es geçip uyumaya karar verdim. karar 1. sonra 8'e doğru kalkıp hazırlandım. 8:10-15 gibi yola çıktım. trafik yoğun, tam 1. köprü 2. köprü ayrımına geldim, 1'in kalabalığından emin olamadım, 2'ye saptım. karar 2. dönüşten hemen sonra baktım 1 o kadar da kalabalık değil gibi. tüh keşke 1'den gitseydim dedim ama çok geç. sonra gayet güzel gitmeye başladım, bazen hızlı, bazen yavaş... adından duran ve akan trafiğe göre şerit değiştirme. bu da karar 3, 4, 5... Tam Ümraniye kavşağında keyifli keyifli radyo dinleyerek ve trafikten dolayı aslında yavaş yavaş ilerlerken birden bir gümbürtü ile sarsıldım. kafa gitti geldi, koltuğun boyunluğuna güm diye bindirdim kafayı ama allahtan yumuşak zemin. ne olduğunu anlamam için birkaç saniye geçmesi gerekti. arkadan bir araç çarpmış meğer bana. kendime gelene kadar biraz arabada durup indim aşağıya. adama ilk lafım "bu trafikta nasıl bu kadar hızlı gelmeyi başardınız?" oldu. dalmış. neyse efendi bir adamdı, kendi arabası dağılmış. airbagler falan açılmış. kenara çekelim mi dedi. olur dedim ama onun arabası çalışmadı. onda hasar daha fazla. bende görünürde bişey yok. neyse kenara çektik, tutanak tuttuk. insan salak oluyor böyle durumlarda. kesinlikle kafa yavaş işliyor. muhtemelen 10 dakikalık işi yarım saatte tamamladık. imzalar atıldı vs. ben ofise gelmek için yola koyuldum, o çekici bekledi.
herşey ufak kararlara bağlı. sabah spora gitseydim, ya da 5 dakika erken çıksaydım, ya da birinci köprüden gitseydim, ya da o şeritte olmasaydım... her an aldığımız miniminnacık kararlar...
ilginç...
tabi diğer yandan bu minik kaza aslında çok daha büyük başka bir kazanın alternatifi de olmuş olabilir. o dediklerimden birini yapmış olsaydım şu anda çok alakasız başka bir durumda da bulabilirdim kendimi...
kader dedikleri bu olsa gerek...
herşey ufak kararlara bağlı. sabah spora gitseydim, ya da 5 dakika erken çıksaydım, ya da birinci köprüden gitseydim, ya da o şeritte olmasaydım... her an aldığımız miniminnacık kararlar...
ilginç...
tabi diğer yandan bu minik kaza aslında çok daha büyük başka bir kazanın alternatifi de olmuş olabilir. o dediklerimden birini yapmış olsaydım şu anda çok alakasız başka bir durumda da bulabilirdim kendimi...
kader dedikleri bu olsa gerek...
30 Mayıs 2011 Pazartesi
hafta boyu
Gene çok oldu yazmayalı. Ama valla yorgunluktan şöyle bir konsantre olup yazamıyorum ki...
Geçen hafta çok yoğun bir hafta geçirdiğimi söylemem lazım. haftaiçi pts hakan geldiği için onunla yemek yedik. akşam eve dönmem biraz zor oldu çünkü FB şampiyonluk kutluyordu. Stadın orası felç olmuş, milim milim yol alıyorsun.
Salının konusu karayip korsanları. büyük bir hevesle gittim ama en az sevdiğim bu bölümdü diyebilirim. özellikle ilk yarıda ben bile uyumak istedim. sanırım penelope değil keira lazım o diziye, bir de orlando bloom:))))
Çarşamba akşam ablamlarda sızdım erkenden. çok başım ağrımıştı o gün. eve nasıl gittim, nasıl yattım anımsamıyorum bile.
Perşembe saha günümdü. Saha günü demek bizim satış temsilcileri ile bakkal bakkal gezip satış yapmak demek. Mesai 7 olmadan başlıyor satışçılar için. Ben de 6:45 gibi depoda hazır ve de nazır vaziyetteydım. 7 gibi listeleri alıp çıktık. Saat 2'ye kadar 31 bakkal gezdik. transite in bin, paketleri hazırla, fatura kes, muhabbet et. hem çok zevkli hem de oldukça yorucu bir iş valla. birlikte dolaştığımız SR (sales rep) sevimli bir çocuktu, keyifli geçti gün. Saat 2 gibi beni bu sefer TMR teslim aldı. trade marketing rep oluyor o da. onunla da 7-8 yer dolaşıp bizim panelleri değiştirdik, muhabbet ettik vs. ofise döndüğümüzde saat 5 olmuştu. biraz da orda durup trafiği gözüm yemeyince yolu tekrar ablamlara çevirdim. ne kadar haşat moddaysam aksam fatmagül'ü bile tam izleyemeden sızdım.
Cuma mesai sonrası illa dışarı çıkalım diye tutturdu güvenç. bana kalsa eve gidip sızıcam ama... neyse önden ben burkaya gittim, muhabbet vs, ardından güvenç geldi. italyadan gelmiş makarnalar yapıp leziz soslarla yedik. ardından nar pera. 2'ye kadar orada takıldık. eve gel yat vs derken yine saat 4 oldu.
Cumartesinin gündeminde viaport var. önce mükellef bir kahvaltı, ardından viaporta doğru yola koyulduk. benim beklediğimden daha büyük ve güzelmiş viaport. bir sürü de güzel mağaza var. güya bişey almayacaktım ama dayanamayıp bir ayakkabı aldım ama çok beğendim ayakkabımı. saat 5 falandı artık yığılma modunda gidip hayatımın en yağlı kokorecini yedim. o yetmezmiş gibi gidip üzerine oradaki lunaparkta robocop adı verilen bir alete bindik. kendi etrafında dönen ve bayağı yükselen bişey. o yağlı kokonun üzerine pek iyi geldi!!! ama çok eğlenceliydi de. yolda habire midem ağzıma gelmese daha mutlu olacaktım. kendimi eve zor atma hayalleri kurarken saçımdaki beyazların baskısı ile rotayı kuaföre çevirmek durumunda kaldım. eve geldiğimde saat 9!
pazar, allahım ne bitmez bir hafta olmuş bu. pazarın programı murat belge ile boğaz yalıları turu. hareket 10'da paşalimanından. neyse 9 gibi uyanıp düştüm yola. hava kapalı, yağmur "bak yağarım" diye tehdit modunda. tekneye 10 dakika önce vardım, beklediğimden güzel çıktı. 10'u biraz geçe hareket edip kabataştan grubun devamını aldık. sonra başladı yalı tanıtımı. saat 13:30a kadar kıyıdan kıyıdan kavak'a kadar gittik. hava yüzümüze güldü, yalılar süper, murat belge bilgi deryası. adam anlattıkça anlattı. ha ne hatırlıyorum? nerdeyse hiçbir şey:) kavak'a geldiğimizde önüzümde 2 seçenek vardı, kaleye çıkmak veya kıyıda demlenmek. biz ikinciyi tercih edip rakı balık olayına girdik. 1 saat içinde balık ve salataları lüplettik, rakıyı mideye indirdik. daha sırıtık bir modda dönüş yoluna geçtik. bu sefer de avrupa yakasının kenarından yavaş yavaş döndük. kabataşa vardığımızda saat 16:30 olmuştu, paşalimanı ise 5'e doğru bişeyler. eve gelip kendimi yatağa zor attım. hatta nasıl girmişsem içeri anahtarı kapıda bırakmışım, karşı komşum kapıyı çalıp haber verdi.
ne kadar debelendimse uyuyamadım, ben de kalkıp yarım kalan ne kadar dizim varsa onları izledim. önce fatmagül, ardından fringe en sona da bir mentalist atıp 12'yi geçe yattım.
of yazarken bile yoruldum yav!
18 Mayıs 2011 Çarşamba
kolay para:)))
Benim çok şaşkın bir kardeşim var. Bazen öyle bir dağılıyor ki, en basit şeyleri bile yapmaya mecali kalmıyor ya da unutuyor ya da gözünde büyüdüğü için es geçiyor vs. Beni merci bellemiş, en ufak şeyi soruyor falan. neyse olay şudur ki, benim gene bu şaşkın kardeşim bir dalgınlık anında Ege'ye itunes şifresini söylemiş. kendisinden daha şaşkın ve saf olan yeğenim ise oynadığı oyundan zibil gibi alışveriş yapmış. Ablam durumu faturalar emailine düşmeye başlayınca farketmiş. total 240$!!! faturaları bana fw etti, dedim ki orada bir link var, ben açamıyorum. bir bak bakalım, ne diyor, belki bişeyler yapabilir, itiraz edebilirsin. ben bunu hergün tekrarladım, ancak hergün ya unuttu, ya bulamadı, yapmadı da yapmadı. olayın üzerinden 10 gün geçtikten sonra klasik ben dayanamayıp müdahil oldum. linkten dolandım vs derken itunes web sayfasından contact mailine 3 cümle, olayı özetleyen bir mail attım. içerik özet olarak: "oğlum ne yaptığını bilmeden alışveriş yapmış (simay adına yazdım maili), 240 dolarlık oyundan bişeyler almış, iptal etme sansimiz var mi?" bu! bu kadar yani. bugün adamlardan mail gelmiş. "istemeden yapılan bu alışverişi bir seferlik iptal ediyoruz. kartınıza iade edilecektir, bu arada bir daha olmaması için telefonunuzda aşağıdaki ayarları yapabilirsiniz..."
sonuç olarak iade edilen tutarı ablamdan talep ettim. gene ben el atmasam tıpış tıpış ödeyecekti şaşkın! gerçi sonuçta kıyamadım, yarısına fit oldum. valla gözünün yaşına bakmadam alırım parayı. yarısını verdiğime dua etsin:)))
heheheh, kolay para...
Bir tek boyle zamanlarda kocaman bir kucak, bir omuz ariyorum:(
Eski mp3 calarimda babamin telesekreterime biraktigi mesajlari buldum. Daha dogrusu orada oldugunu biliyordum ama hala durdugundan emin degildim.
Dinlememeliydim biliyorum ama dayanamadim. Ah babacim o sesini yeniden duyabilmek icin neler vermezdim, sana tekrar sarilabilmek icin...
Dinlememeliydim biliyorum ama dayanamadim. Ah babacim o sesini yeniden duyabilmek icin neler vermezdim, sana tekrar sarilabilmek icin...
16 Mayıs 2011 Pazartesi
çiçek - sap vs
bugün bir de güzel olayım vardı. Benim cebim hala eski şirketin üzerine kayıtlı. bilimum teknik detaydan dolayı bir türlü üzerime devralamıyorum. neyse bugün bir kez daha eski kurumsal müşteri temsilcimizi aradım, nedir durum diye. çocuk bişeyler anlattı ama sonrasında da "ofise uğradım, yokluğunuz belli, sap gibi kalmışlar, yegane çiçeği gitmiş" falan dedi. ben de "eheheh yokluğum belli oluyor di mi?" diye bastım kahkahayı:)))
insan ne küçük şeylerden mutlu olabiliyor yav:)
insan ne küçük şeylerden mutlu olabiliyor yav:)
Hırs ve de tırs olayı
Dün akşam tam yatarayak maillerime bakasım geldi. bir baktım telekom faturam gelmiş: 104,7 TL!!! Çüşşşş oldum. lan ben o telefonu hiç kullanmıyorum. hani taş çatlasın ayda 3-5 konuşma. onun da 105 gelmesi mümkün değil. fırladım yerimden açtım bilgisayarı detaylarına baktım. zibil gibi pronet var, her bağlantı için yazmış adiler. ama asıl olan benim eve temizliğe gelen kadın 30-45 dakika kadar cep telefonu ile muhabbet etmiş her geldiğinde. hatta tek görüşme de değil, birini kapamış diğerini çevirmiş. gece gece nasıl canım sıkıldı. faturanın yarısı direk bunun cep araması. sinirimden uykum kaçtı resmen. sen iyi niyetli davrandıkça insanlar suistimal konusunda acaip meyilli. ben buna iyi davrandıkça tepeme çıktı resmen. ama çok da sinirlendim. şu anda alternatif birini bulsam arayıp "teşekkür ederim, anahtarı bırak ve bir daha gelme" diyeceğim yani o derece. bugün de aramadım çünkü yarın gelecek. ama yarın geldiğinde telefon edip uygun bir kalay çekmeyi düşünüyorum. bundan sonra da direk resmi işveren-çalışan diyaloğuna geçeceğim. bu ne yaa, tamam arayabilirsin eşini dostunu ama 1 saat laklak etmenin de manası yok. yazıktır, günahtır!!!
15 Mayıs 2011 Pazar
asfaltmış!!!
bizim katın sakinleri arada aşağıya inip sigara içiyor. bir sefer ben de onlara yamandım, hadi size kahve yapayım dedim tek bayan olarak. ancak ölçü biraz farklı idi, kahveyi fazla kaçırmışım. direk "asfalt abi bu" diye dalga geçmeye başladılar. dedim size bol malzeme koyuyoruz yaranamıyoruz vs ama sanırım harbi sert olmuştu. geçen hafta hala "ben henüz uyuyamadım" vs diye takılıyorlardı. bir daha size kahve falan yok dedim ben de. avcunuzu yalarsınız!!!
I love you more than that!
Janet herbalife'da çalışıyor. gelirken bana ürünlerinden bir sürü örnek getirmiş. shake'ler, temizleyiciler, şunlar bunlar. hepsini tek tek verip ne olduğunu anlatırken birden kendimi mahçup hissettim. sonra ağzımdan şu cümleler döküldü: "I would love to give you some of my company's products but I love you more than that:" arkasından ikimiz de kahkahayı bastık tabi.
çok garip bir duygu yaa, tam bir ikilem!
ha bir de en çok güldüğümüz ikinci olay bizim smoking launch'dan söz ederken gözleri açıldı kızın. sonra da "bizim şirket de sağlıkla bozdu kafayı, her yerde "carb'ına dikkat et" vs sloganları var, toplantılarda ve doğumgünlerinde ise meyve tabakları vs oluyor" dedi. sonuçta tezatlar birliği içindeydik:)))
çok garip bir duygu yaa, tam bir ikilem!
ha bir de en çok güldüğümüz ikinci olay bizim smoking launch'dan söz ederken gözleri açıldı kızın. sonra da "bizim şirket de sağlıkla bozdu kafayı, her yerde "carb'ına dikkat et" vs sloganları var, toplantılarda ve doğumgünlerinde ise meyve tabakları vs oluyor" dedi. sonuçta tezatlar birliği içindeydik:)))
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)