Ah sevgili blogcum, seni nasıl özledim anlatamam. içim sızlıyor resmen yazamadıkça ama pek imkan bulamıyorum yazmak için.
sızlanmayı çok uzatmadan genel bir özet geçeyim hemen.
gecen haftasonu Janet burdaydı. Kendisi ile ufak bir kaçamak tatili yaptık. cuma öğlen geldi, salı sabah gitti. araya neler sığdırmadık ki... cuma günü aldım alandan, sahilden dolanarak ortaköye geldik. amaç lale gezmeye emirgana gitmek ama trafik yogunlaşmaya başlamış, ortaköye anca vardık. o sırada janet midye tava isteyince durduk hemen. ortaya kokoreç, midya tava, midye dolma karışımı bişeyler attık. ben de acıkmıştım, süper geldi. ha bir de ortaköydeki camiyi gezdik. o kadar gitmişimdir ortaköye o camiyi gezmek aklıma gelmemişti hiç. meğer ne kadar güzelmiş içi. hayran kaldım resmen. böyle şaşkın şaşkın baktım tavanına... cami ve yemekten sonra ağırlık çöktü tabi. baktım janet birden sıfırladı, biz de rotayı eve döndürdük. gelince o biraz uyudu, ben takıldım kendimce, sonra uyandı, birlikte king's speech izledik, 1 falandı uyuduk.
janet gece hortlamış, o yüzden sabah öğlene kadar kalkamadı. ben de evde takıldım öyle. uyanınca fenerbahçe parkına gidip dolandık. gazilyon tane gelin parkta fotoğraf çektiriyordu. biz de gelinlik modellerine bakıp yorum yaptık. mini bir gelinlik bile gördüm valla. sonra süper kahvaltı ve bu kez adaya doğru yola çıktık.
tabi güne geç başlayınca adaya da geç vardık haliyle. eşyalarımızı odaya atıp sahile indik hemen. adada naya diye bir B&B de kaldık. değişik bir ev, iyi ya da kötü demek istemiyorum, ancak manzaramız süperdi. sahilde bir balıkçı bulduk kendimize, oturup demlendik. Janet'a bilimum meze denettim, genelde çok beğendi hepsini. ha bir de çuprayı.
geceyarısını geçe odamıza döndük. ben sızdım ama janet naaptı bilmem:)))
pazar sabahı Janet bir enerjik uyandı. hatta ben uyurken gitti koştu falan. ardından hemen kahvaltımızı yapıp olmazsa olmaz olan Aya Yorgi'ye tırmandık. Tırmandık dediysem hani böyle laftaki gibi pıt diye olmadı. benim için harbi zor bir aktivite oldu. dura kalka gittik resmen. ama çıktığımıza değdi. bu sefer kiliseyi daha bir detaylı gezdim. her fotonun tanımı varmış meğer. onları tek tek inceledik vs. sonra tepeden etrafı izledik, bişeyler atıştırdık ve bu sefer yürüyerek şehir merkezine döndük. yol boyunca at arabalarıyla kovalamaca oynadık. adamlar resmen ralli yapıyor!!! hatta bir sefer otele giderken adam öyle bir döndü ki az daha uçacaktım koltuktan!!! yaralanmanın haricinde süper komik bir manzara olurdu.
yemekten sonra paketlenip eve döndük, jet hızıyla hazırlanıp bu sefer simaylarla buluşmak üzere beyoğlu'na gittik, 360'da güzel bir yemekle geceyi noktaladık:)
pazartesi... otelden çıkmamız 2'yi buldu. sonra karaköy namlıya gidip kahvaltı yaptık, ardından yerebatan sarayı, bir miktar turlama vs ve otele dönüş. tabi bu arada janet milyon tane tarihi ve mimari soru sordu, bendeki bakış ve cevap hep aynıydı "you're asking the wrong person:)))"
akşam nasıl geldi anlamadım, otele döndüğümüzde ben artık yorgunluktan yalpalamaktaydım. bişeyler atıştırıp yattık, sabahsa erkenden kalkıp havaalanına gittik.
süper bir 3 gündü, rüzgar gibi geçti...
5 Mayıs 2011 Perşembe
komik ve düşündürücü
Birkaç gündür trafik bir felaket. 2 gündür erken bile çıksam işe gelmem 1 saatten fazla sürüyor. dönüş ise daha bir kabus. Salı günü 2.5 saat, dun ise 1:40 sürdü yol. "imdaaat" diye çığlık atmak istedim resmen. bu sabah da uyanıp da yolları kırmızı görünce sinir krizi geçirmemek adına metrobüs ile gitmeye karar verdim. tam evden çıktım, komşular da çıkıyor. onlar taksi ile gidiyormuş, beni metrobüse bıraktılar. tam binicem baktım akbilde para yok. Cüzdanda ise sadece 20 TL var. şimdi normal şartlar altında beni rahat rahat işe götürecek meblağ ama akbil yüklemem lazım ve 20 TL bütün olarak. onu makinaya versem geriye iniş noktası için para kalmıyor. baktım bozuk 1.5 TL var, lan dolmuş kaç para ki oldum. sonra en kötü taksiye biner, bir atm önünde durdurur ve para çeker öderim diye düşündüm. bir an kendimi çaresiz hissettim ama sonra içim öyle bir buruldu ki. hadi ben biliyorum, bankada param var, dediğim çözüme ulaşabiliyorum. ama bir de bankada da parası olmayan insanları düşündüm. içim buruldu resmen. benim çaresizliğim anlıktı ama bu çaresizlik ve yokluk içinde yaşamaya çalışan insanlar da var ve ... bilmiyorum. sadece kendimi düşündüğüm için kendimi çok bencil hissediyorum böyle zamanlarda. sadece kendim için çalışıyorum, kimseye bir faydam yok... ne bileyim. of, daraldım yine...
3 Mayıs 2011 Salı
Her zamankinden
Hep hayalimdir, bir restoran, cafe vs girince "her zamankinden" diyebilmek. pek de nasip olmamıştı. Gençler sağolsun, Nar'a ben de kendimce sık gittiğimden orda bir tanışıklık oldu ama bizim binanın altındaki starbucks gibisi hiç olmadı. Evet, 1 ayda starbucks'da bir yer edindim kendime. Herzamankindenin tarifi ise "grande latte, 1 pump nane surubu ile". bazen ben nane şurubunu unutuyorum, kendileri soruyor istiyor musunuz diye:))) 1-2 gün uğramazsam ardından "nerde kaldınız" vs bile demeye başladılar. ben de görev edindim, hemen hergün uğramaya çalışıyorum. bunun sonu çok parlak görünmüyor ama alan memnuuun, satan memnun:)))
haftasonunun ardından
Haftasonu, 4 ay aradan sonra Ankara'daydım. Öyle özlemişim ki,taksiye binip kuzenlere giderken kendimi lunaparka gitmiş çocuk gibi hissettim. hangi tarafa bakacağımı şaşırdım. içim bir mutluluk doldu. Armada bile gözüme güzel gözüktü o derece yani.
Bu sefer çok programsız gittim Ankara'ya. Programsız derken programım program yapmamak, daha çok kuzenlerle zaman geçirmek üzerineydi. Netekim de öyle yaptım. Cuma akşamı hasret giderme üzerine cumartesi aile kahvaltısı. Sonra soluğu kuaförde aldım. Serkan'cım yazık sızlamalarıma dayanamayıp saçlarımı kesti. Ben gözyaşları içinde veda ettim saçlarıma. Ama aslında hala kesilmesi gereken kısımlar var saçımda. neyse bu konuda konuşmak moralimi bozuyor, o yüzden uzatmayalım.
Kuaförün ardından Muti ve Özlem'le buluşup kafese gittik. Nasıl özlemişim kızları da. 3 saat nasıl geçti anlamadım bile. konu konuyu açtı derken onlarla ayrılık vakti gelip çattı. O sırada Selim gelip aldı beni. Bir sonraki olmazsa olmazım olan Recep Usta'a gittik. Gerçi bu sefer yanlış olan bişey vardı ya bende ya yemekte. belki de sorun öncesinde yediğimiz baklavadaydı. Ancak her neydiyse ben kesilip bıraktım kaburgamı. Mekanı mide fesadı lie terkedip Tunalı'ya uzadık. Burada da Burak ve Derya ile buluştuk. Sohbet muhabbet derken geceyi devirdik.
Pazar günü tümden kuzenlerleydim. Kahvaltının ardından benim de ricamla hep birlikte yaprak sardık. Evet evet şaka değil. Nedense geçenlerde bir aklıma düştü kendisi. Hatta simay'ı arayıp "minnoş, içini sen hazırla benim dolma sarasım var" bile dedim. Cts de esin abla "yarına sarma yapalım" deyince "durun" dedim "beraber yapalım". aynen de öyle yaptık. Halam, esin abla ve ben oturup bincik bincik arapkir usulü sardık bir tencere dolmayı. daha doğrusu onlar bincik bincik sararken ben biraz da boylu, bana göre küçük onlara göre büyük formatta sardım ne yalan diyim. ardından tencere ocağa biz kabristana yollandık. 4 aydır ziyaret edememenin verdiği huzursuzlukla gittim babama (ve anneme). Bir özlemişim ki... diyeceksiniz ne manası var, ha mezar başındasın ha kendi evinde. aslında aynen öyle ama ne bileyim, ordayken daha bir yakın hissediyorum kendimi. belki bedenleri orda diye. tabi geriye beden kaldıysa. neyse uzatmayayım... dualar edildikten sonra eve dönüp afiyetle sarmaları lüplettik:) bir de güzel olmuş ki:)
akşam uçağı öncesinde de bir arkadaş ile alanda bulusup biraları devirdik. tam 10 numara bir haftasonu oldu benim için:)
Bu sefer çok programsız gittim Ankara'ya. Programsız derken programım program yapmamak, daha çok kuzenlerle zaman geçirmek üzerineydi. Netekim de öyle yaptım. Cuma akşamı hasret giderme üzerine cumartesi aile kahvaltısı. Sonra soluğu kuaförde aldım. Serkan'cım yazık sızlamalarıma dayanamayıp saçlarımı kesti. Ben gözyaşları içinde veda ettim saçlarıma. Ama aslında hala kesilmesi gereken kısımlar var saçımda. neyse bu konuda konuşmak moralimi bozuyor, o yüzden uzatmayalım.
Kuaförün ardından Muti ve Özlem'le buluşup kafese gittik. Nasıl özlemişim kızları da. 3 saat nasıl geçti anlamadım bile. konu konuyu açtı derken onlarla ayrılık vakti gelip çattı. O sırada Selim gelip aldı beni. Bir sonraki olmazsa olmazım olan Recep Usta'a gittik. Gerçi bu sefer yanlış olan bişey vardı ya bende ya yemekte. belki de sorun öncesinde yediğimiz baklavadaydı. Ancak her neydiyse ben kesilip bıraktım kaburgamı. Mekanı mide fesadı lie terkedip Tunalı'ya uzadık. Burada da Burak ve Derya ile buluştuk. Sohbet muhabbet derken geceyi devirdik.
Pazar günü tümden kuzenlerleydim. Kahvaltının ardından benim de ricamla hep birlikte yaprak sardık. Evet evet şaka değil. Nedense geçenlerde bir aklıma düştü kendisi. Hatta simay'ı arayıp "minnoş, içini sen hazırla benim dolma sarasım var" bile dedim. Cts de esin abla "yarına sarma yapalım" deyince "durun" dedim "beraber yapalım". aynen de öyle yaptık. Halam, esin abla ve ben oturup bincik bincik arapkir usulü sardık bir tencere dolmayı. daha doğrusu onlar bincik bincik sararken ben biraz da boylu, bana göre küçük onlara göre büyük formatta sardım ne yalan diyim. ardından tencere ocağa biz kabristana yollandık. 4 aydır ziyaret edememenin verdiği huzursuzlukla gittim babama (ve anneme). Bir özlemişim ki... diyeceksiniz ne manası var, ha mezar başındasın ha kendi evinde. aslında aynen öyle ama ne bileyim, ordayken daha bir yakın hissediyorum kendimi. belki bedenleri orda diye. tabi geriye beden kaldıysa. neyse uzatmayayım... dualar edildikten sonra eve dönüp afiyetle sarmaları lüplettik:) bir de güzel olmuş ki:)
akşam uçağı öncesinde de bir arkadaş ile alanda bulusup biraları devirdik. tam 10 numara bir haftasonu oldu benim için:)
1 Mayıs 2011 Pazar
28 Nisan 2011 Perşembe
gene hastayım yaa:(
Yaptım gene yapacağımı ve şifayı kaptım. Salı akşamı başlayan boğaz ağrım dün sabah peek yaptı. Akşam kendimi eve nasıl attım çok emin değilim. eve dönerken yol boyu yastığa konmuş kafamın hayali içindeydim. ben böyle hayaller kurduğumda ne zaman eve varsam bir kendime gelir, hemen uyuma planım TV karşısında pineklemeye dönüverir. Bu sefer de öyle yapmaya meyletti. Önce kendime bir çorba yaptım, ardından TV karşısında onu içtim. Ama baktım uyku ve dinlenme ağır basıyor, 7 sularında yatağıma kıvrıldım. Amacım 1-2 saat uyuyup kalkmak. Fakat o 1-2 saatin sonucunda uykumdan kalkamadım. İlk kendime gelmem gecenin 3'ü gibi oldu. O saatte kalkılamayacağına göre uyumaya devam ettim. & gibi saat çaldı, kalktım ama onu da çok ipleyemedim. tekrar yatıp bu sefer 9 gibi "artık 1daha ne kadar geç kalabilirim ki" diyerek kalktım yataktan. öyle olunca işe gelmem 10'u geçti. E napalım artık 10 dakika mesafede değilim ve o saatte bile köprüde trafik var!!!
Şimdi akşam oldu ve ben yine yorgunluk moduna büründüm. Bir yandan da çok uyuduğum için başım ağrıyor. yani böyle saçma sapan bir moddayım. Bir yandan yorgunum ve dinlenmek için uyumak istiyorum, diğer yandan uyuduğum için başım ağrıyor!!!
ama bu akşam uyuyamam. fatmagül var:)))
Şimdi akşam oldu ve ben yine yorgunluk moduna büründüm. Bir yandan da çok uyuduğum için başım ağrıyor. yani böyle saçma sapan bir moddayım. Bir yandan yorgunum ve dinlenmek için uyumak istiyorum, diğer yandan uyuduğum için başım ağrıyor!!!
ama bu akşam uyuyamam. fatmagül var:)))
25 Nisan 2011 Pazartesi
Yine ayni ruya
Dun gece ya da bu sabah yine ayni ruyayi gordum. Aslinda ruya ayni degil ama icerik ayni. bir evdeyim, bizim evimizmis. Evde kaltak muki de var ancak babam biseye kizmis ve evden ayrilmis. ben uzaklara gitti saniyorum, cok da ozluyorum, mukiye de kilim onun yuzundem gitti diye. Sonra bir sekilde haber aliyorum ki babam aslinda uzalta degil evin ust katinda ya da cati katinda kaliyormus ve salak muki bunu biliyormus. Yani sesini duyuyormus ama bize soylememis. O gun de babam olmus. Ben doktor gelince ogreniyorum yukarida oldugunu. Ama yanina gittigimde olmus buluyorum. O panikle uyandim ama yine ayni son:((
Son çare:P
Bu bloga yazamama olayı beni öldürecek, az kaldı. geçen hafta muhtemelen perşembe "bunu kesin yazmalıım" diye düşündüğüm şeyin ne olduğunu bile anımsamıyorum. neyse artık bu yöntemi denemeye karar verdim. iş yerinden maille gönderme:)
Cuma akşamı benim burdaki kızlardan birinin düğünü vardı. Cuma cuma düğün mü olur kardeşim modunda, işten erken çıkmaya çalışarak ama çıkamayarak çıktım yola. eve gidip duş alma işini es geçip direk kuaföre. allahtan makyaj işini orda hallettim de, eve gelip üstümü değişip fırlayarak 19:30 da başlayan düğüne 20:50 sularında ulaştım. Şansıma nikah daha kıyılmamıştı, beni beklemişler:P Yasemin çok güzel ve mutlu bir gelin olmuştu:) neyse, biz de biraz oturduk, ben dizimi bahane ederek 2 sallandım ve geceyarısı olmadan eve döndüm.
cumartesi sabah kayak grubu ile kahvaltı randevumuz vardı. Emirgan'da zıkkımlandıktan sonra dilekle sultanahmet. akşam eve nasıl gittim, nasıl yığıldım anımsamıyorum. pazar da pek farklı değildi hani. sabahtan gene kahvaltı diye yola çıkıp, ardından palladium'daki tüm dükkanları gezip akşam 9'a doğru döndük eve. artık tabanlarım şişmeye başlamıştı resmen.
bu sabah ise kendimden beklenmeyecek bir performans göstererek 6:15 de kalktım yataktan. 1 saat sonra istinye'deydim. 45 dakika spor ve işe gelmece.
binaya girdiğimde sporun ve duşun etkisi ile kendimi dinç hissediyordum ama hiç kalıcı olmadı. şu anda bıraksalar 30 sn içinde sızabilirim resmen!!!
Cuma akşamı benim burdaki kızlardan birinin düğünü vardı. Cuma cuma düğün mü olur kardeşim modunda, işten erken çıkmaya çalışarak ama çıkamayarak çıktım yola. eve gidip duş alma işini es geçip direk kuaföre. allahtan makyaj işini orda hallettim de, eve gelip üstümü değişip fırlayarak 19:30 da başlayan düğüne 20:50 sularında ulaştım. Şansıma nikah daha kıyılmamıştı, beni beklemişler:P Yasemin çok güzel ve mutlu bir gelin olmuştu:) neyse, biz de biraz oturduk, ben dizimi bahane ederek 2 sallandım ve geceyarısı olmadan eve döndüm.
cumartesi sabah kayak grubu ile kahvaltı randevumuz vardı. Emirgan'da zıkkımlandıktan sonra dilekle sultanahmet. akşam eve nasıl gittim, nasıl yığıldım anımsamıyorum. pazar da pek farklı değildi hani. sabahtan gene kahvaltı diye yola çıkıp, ardından palladium'daki tüm dükkanları gezip akşam 9'a doğru döndük eve. artık tabanlarım şişmeye başlamıştı resmen.
bu sabah ise kendimden beklenmeyecek bir performans göstererek 6:15 de kalktım yataktan. 1 saat sonra istinye'deydim. 45 dakika spor ve işe gelmece.
binaya girdiğimde sporun ve duşun etkisi ile kendimi dinç hissediyordum ama hiç kalıcı olmadı. şu anda bıraksalar 30 sn içinde sızabilirim resmen!!!
20 Nisan 2011 Çarşamba
Bir varmış bir yokmuş...
Bezen'im, valla şu bloga yazamama olayı bana da çok koymaya başladı. mesela dün asansörde mahsur kaldık. halimiz çok komikti. hemen koşup yazasım geldi ama nerdeee. akşam eve gelmem de geç olunca hooop ertesi gün oldu, konu gündemden düştü, heyecanım kaçtı falan filan. bu arada sanmayın murphy yakamı bıraktı. mutlu beraberliğimiz devam etmekte...
neyse şimdi toparlamaya çalışayım.
şimdi geçen cuma akşamı etkinlik takvimi çerçevesinde evita müzikaline gittik ablamlarla. aa asıl ondan önce, evita 9 da başladığı için öncesinde cevahir avm'de dolanıp kendime bu cumaki düğüne giymek üzere elbise aldım. bu arada dolanırken gözüme carl's jr ilişti. meğer hem de tam o gün carl's jr açılmış cevahir'e. bir mutlu oldum anlatamam. kimse tutmasın beni diyerekten uçtum valla, hemen bir famous star patlattım, mutlu oldum. ardından müzikale gittik. oyun güzel olmasına güzeldi ama ben bir daha mamma mia haricinde müzikale gitmeme kararı aldım. bana hitap etmiyor hocam, ya da ben odunum anlamıyorum.
sanki oyundan geceyarısını geçe gelip 1de anca yatan ben değilmişim gibi cts sabah 6:30 da hortlayıp allahın avcılarında bir workshopa gittim. sabah ne anlattılar çok emin diilim, çünkü uyumuşum:) Ama öğleden sonrası daha keyifli ve hareketli geçti. akşam da erkenden sızdığımı söylememe gerek yok sanırım.
pazar ıvır zıvırla geçti. pts iş güç, akşam fringe zamanı. gece dilekler geldi:)
salı günü bir inanılmazı başardım. siz de inanmayacaksınız biliyorum ama gidip spora yazıldım. yok yok korkmayın bilmem kaç yıl önce yaptığım gibi seans başı marjinal maliyet hesaplamayacağım bu sefer:)) gidince gidicem, gelince gelicem. işte ordan dönüşte asansörde kaldık zaten. duygu ben ve 4 kokoş hatun, tam otoparka iniyoruz, zonk diye durdu asansör. len noluyo olduk. neyse hatunlar hemen zila asıldı. adamlar tamam dedi, bakıyoruz. süre biraz uzayınca hatunlar bu sefer panik moduna geçti. süre uzaması dediğim 3-5 dakika sanırım. ama adamlardan 2 sn ses gelmesin hemen zile abandılar. eğlendim baya. sonra çalıştı tekrar da indik asansörden. güle güle döndük ofise.
ha sonra bugün de bir murphy ziyareti daha yaptım. nihayet telefonumu devralmaya turkcelle gittiğimde hattın üzerindeki sözleşmelerin devredilmediğini öğrendim. haydaa şimdi gene işlemlerin tamamlanmasını bekle vs. sinir oldum valla ne diyim.
ha son haber. artık benim de bir ayfonum var, ben de teknolojiyi yakaladım:)))
neyse şimdi toparlamaya çalışayım.
şimdi geçen cuma akşamı etkinlik takvimi çerçevesinde evita müzikaline gittik ablamlarla. aa asıl ondan önce, evita 9 da başladığı için öncesinde cevahir avm'de dolanıp kendime bu cumaki düğüne giymek üzere elbise aldım. bu arada dolanırken gözüme carl's jr ilişti. meğer hem de tam o gün carl's jr açılmış cevahir'e. bir mutlu oldum anlatamam. kimse tutmasın beni diyerekten uçtum valla, hemen bir famous star patlattım, mutlu oldum. ardından müzikale gittik. oyun güzel olmasına güzeldi ama ben bir daha mamma mia haricinde müzikale gitmeme kararı aldım. bana hitap etmiyor hocam, ya da ben odunum anlamıyorum.
sanki oyundan geceyarısını geçe gelip 1de anca yatan ben değilmişim gibi cts sabah 6:30 da hortlayıp allahın avcılarında bir workshopa gittim. sabah ne anlattılar çok emin diilim, çünkü uyumuşum:) Ama öğleden sonrası daha keyifli ve hareketli geçti. akşam da erkenden sızdığımı söylememe gerek yok sanırım.
pazar ıvır zıvırla geçti. pts iş güç, akşam fringe zamanı. gece dilekler geldi:)
salı günü bir inanılmazı başardım. siz de inanmayacaksınız biliyorum ama gidip spora yazıldım. yok yok korkmayın bilmem kaç yıl önce yaptığım gibi seans başı marjinal maliyet hesaplamayacağım bu sefer:)) gidince gidicem, gelince gelicem. işte ordan dönüşte asansörde kaldık zaten. duygu ben ve 4 kokoş hatun, tam otoparka iniyoruz, zonk diye durdu asansör. len noluyo olduk. neyse hatunlar hemen zila asıldı. adamlar tamam dedi, bakıyoruz. süre biraz uzayınca hatunlar bu sefer panik moduna geçti. süre uzaması dediğim 3-5 dakika sanırım. ama adamlardan 2 sn ses gelmesin hemen zile abandılar. eğlendim baya. sonra çalıştı tekrar da indik asansörden. güle güle döndük ofise.
ha sonra bugün de bir murphy ziyareti daha yaptım. nihayet telefonumu devralmaya turkcelle gittiğimde hattın üzerindeki sözleşmelerin devredilmediğini öğrendim. haydaa şimdi gene işlemlerin tamamlanmasını bekle vs. sinir oldum valla ne diyim.
ha son haber. artık benim de bir ayfonum var, ben de teknolojiyi yakaladım:)))
16 Nisan 2011 Cumartesi
Allahim!!!
Telefonum iyice gemi aziya aldi. Topu asagiya inmiyor. Sadece yana ve yukari. Menude yer alan ilk siradaki fonksiyonlar haric hicbirini kullanamiyorum. Mail okumam gerektiginde space bara basarak asagiya inip ardindan topla yukari cikiyorum. Telefon edebilmek kabus. Asil en komigi facebook. Hala azimle facebooka girmeye calisiyorum. Adresi yazip enterla giriyorum, ok sorun yok. Sonra yine space bar ile asagiya iniyorum. Dedim ki bir yaziya comment birakicam. Asagisina gecip yukari cikmaya basliyorum. Es kaza yaziyi gecersem tekrar asagiya inip bastan cikiyorum. Hele bir de yazi en tepede ise comment tusuna ulasmak icin altindaki statuyu ezberleyip onun ustundeki commente korlemesine tikliyorum. Yani tam macera:))
Ha mesaj birakmasam olur muyum? Valla olabilir, catlarim falan:)))
Sent by BlackBerry Internet Service from Turkcell
Ha mesaj birakmasam olur muyum? Valla olabilir, catlarim falan:)))
Sent by BlackBerry Internet Service from Turkcell
11 Nisan 2011 Pazartesi
Pisim gelmis:)
Karman çorman bir haftasonu geçirdim. cuma günü acaip yoğundu. akşam çıktığımda daha işler neticelenmemişti ama pisi beklemesin diye fırladım resmen. Pisim geldi haftasonu. gerçi düğüne geldi ama olsun, ben de nasiplendim.cuma akşamı Ataürk'e indikten sonra birlikte asmalıya gittik. gerçi ben çok yorgun olduğum için kızın da uykusunu getirdim ama hızla da olsa margarita içip meksika yemeği yedik. daha doğrusu ben yedim. eve nasıl gittik, ben nasıl sızdım çok hatırlamıyorum. muhtemelen yorgunluktan bayıldım.cts kanyona gittik. önce insani boyutları zorlayan bir kahvaltı, ardından kısa bir alışveriş ve üzerine kahve. ardından pisi düğün hazırlıklarına ben eve. eve geldim, güya kuaföre vs gidicem. nerdeee? koltuğa yığıldım önce. 1-2 saat TV ve internet yaptıktan sonra 5 gibi bir yatmışım 8.30 da zor kalktım yataktan. sonra tabi gece uyumam 2'yi buldu. pazar sabahi bu sefer bebekte yaptık kahvaltıyı. happily ever after'dan mest suratlarla çıktık resmen. ben özellikle pancakelerini çok beğendim. yine gidecek ben. ardından kahve, sonra gene ıslak hamburger, sonra waffle derken günü yiyerek tamamlamış olmanın gururu ile pisi ankaraya ben ablamlara yollandık.haftasonu da böyle uçup geçti maalesef..
Sent by BlackBerry Internet Service from Turkcell
Sent by BlackBerry Internet Service from Turkcell
9 Nisan 2011 Cumartesi
yazacaklarımı unutmuşum
allahım blogumu pek özledim. insan ne kadar alışıyormuş meğer yazmaya:)
en son ne yazdım ne zaman yazdım hatırlamıyorum. bakamıycam şimdi. ama genel bir özet geçeyim.
iş yerine ufaktan alışmaya başladım. yol bayağı yoruyor ama beni. günde min 2 saat yolda geçiyor. sonraki adım kesinlikle karşıya taşınmak olacak. üşenmeyip uzatmadan halletmem gereken bir durum.
ofis ortamı da sevimli. şirketin yükselme devrini kaçırmış olmanın üzüntüsü içerisindeyim. haa bir de asıl geçen bir olay oldu "lan ben nereye geldim" falan oldum. şirketin çıkardığı 1-2 tane dergi var. şimdi beni sorumlu bilmem ne yapıcaklar. savcılığa kayıt etmek falan gerekiyormuş. mevkute midir nedir. neyse işte. geçen sene ceza falan yemişiz ama halledilmiş. yalnız geçmiş sayılardan birinde derginin künyesinde bir veri eksik kalmış. savcılık o zamanki sorumlu bilmem ne yi bulamadığı için yakalama emri çıkarmış. (gerçi orda da birilerinin ihmali ve hatalı işlemi var) kadıncağız bir sempozyum için otele giriş yapıp kimlik verince gecenin 2sinde jandarma gelip tutuklamış!!! sabah haber duyulur duyulmaz bir panik havası. hemen avukatlar devreye girdi falan ama sonuçta benim de gözüm korktu. ne bu lan! ben sorumlu bilmem ne olmak istemiyorum diye ağlamaya başladım:P
eğer bir gün karakoldan yazarsam biliniz ki sebebi sorumlu bilmem ne olmam:P
salı akşamı "ee" diyerek 5 olmadan çıktım işten. 45 dakika sonra evdeydim. inanamadım. bir sevindim, hopla zıpla modunda kuaföre gittim. öyle böyle değil.
ha bir de iş çıkış saatim 5.30 falanı bulursa veya geçerse eve gelmek yerine istinye parka gidip dolanıyorum bazen. trafikte oturacağıma avm de gezeyim diye. keyifli oluyo ama hep aynı şeyleri görmek de bir yerden sonra sıkıyor adamı. tabi alışveriş yapmamak için biraz da çaba gösteriyorum. bir de allahtan yorgun oluyorum, giy çıkar yapmak gelmiyor içimden. diz sakat olduğu için ayakkabı da bakmıyorum. şu andaki yegane tehlike çanta:)))
yav günlük olarak yazmadığım için harbi harbi unutuyorum. demek ki bundan sonra not almak lazım. bir disipline sokalım bu işi:P
ha bir de dün yoğun bir gündü. 3 haftadır ilk kez "maaşı hak ettim" oldum:)
en son ne yazdım ne zaman yazdım hatırlamıyorum. bakamıycam şimdi. ama genel bir özet geçeyim.
iş yerine ufaktan alışmaya başladım. yol bayağı yoruyor ama beni. günde min 2 saat yolda geçiyor. sonraki adım kesinlikle karşıya taşınmak olacak. üşenmeyip uzatmadan halletmem gereken bir durum.
ofis ortamı da sevimli. şirketin yükselme devrini kaçırmış olmanın üzüntüsü içerisindeyim. haa bir de asıl geçen bir olay oldu "lan ben nereye geldim" falan oldum. şirketin çıkardığı 1-2 tane dergi var. şimdi beni sorumlu bilmem ne yapıcaklar. savcılığa kayıt etmek falan gerekiyormuş. mevkute midir nedir. neyse işte. geçen sene ceza falan yemişiz ama halledilmiş. yalnız geçmiş sayılardan birinde derginin künyesinde bir veri eksik kalmış. savcılık o zamanki sorumlu bilmem ne yi bulamadığı için yakalama emri çıkarmış. (gerçi orda da birilerinin ihmali ve hatalı işlemi var) kadıncağız bir sempozyum için otele giriş yapıp kimlik verince gecenin 2sinde jandarma gelip tutuklamış!!! sabah haber duyulur duyulmaz bir panik havası. hemen avukatlar devreye girdi falan ama sonuçta benim de gözüm korktu. ne bu lan! ben sorumlu bilmem ne olmak istemiyorum diye ağlamaya başladım:P
eğer bir gün karakoldan yazarsam biliniz ki sebebi sorumlu bilmem ne olmam:P
salı akşamı "ee" diyerek 5 olmadan çıktım işten. 45 dakika sonra evdeydim. inanamadım. bir sevindim, hopla zıpla modunda kuaföre gittim. öyle böyle değil.
ha bir de iş çıkış saatim 5.30 falanı bulursa veya geçerse eve gelmek yerine istinye parka gidip dolanıyorum bazen. trafikte oturacağıma avm de gezeyim diye. keyifli oluyo ama hep aynı şeyleri görmek de bir yerden sonra sıkıyor adamı. tabi alışveriş yapmamak için biraz da çaba gösteriyorum. bir de allahtan yorgun oluyorum, giy çıkar yapmak gelmiyor içimden. diz sakat olduğu için ayakkabı da bakmıyorum. şu andaki yegane tehlike çanta:)))
yav günlük olarak yazmadığım için harbi harbi unutuyorum. demek ki bundan sonra not almak lazım. bir disipline sokalım bu işi:P
ha bir de dün yoğun bir gündü. 3 haftadır ilk kez "maaşı hak ettim" oldum:)
4 Nisan 2011 Pazartesi
laf olsun işte
Özledim yav yazmayı. harbi harbi kendimi eksik hissediyorum. ne mail var ne blog. yani blog var da yok. dedim ya yemiyor.
nasıl geçiyor zaman? valla ben de bilmiyorum. haftaiçi yorucu zaten. yol uzun. erken kalk vs. o yüzden bu haftasonu paso uyudum. yattım kalktım geri uyudum.
cts akşamı dışarı çıkayım diye niyetlenmiştim. sonra üşendim. sonra son dakikada bir gaz gittim beyoğluna. klasik nar pera yaptık yine. saat 1:30 falandı döndüm. artık ortamlarda uzun süre kalınca sıkıldığımı farkettim. hiçbir şey açmıyor beni. böyle tembel tembel oturup küt yatasım geliyor. nihayet cts de öyle yaptım. allahtan dizim sakat da kolay yırtıyorum.,
pazar ise gerçekten sürekli yattım. tek aktivitem markete gitmek oldu o kadar:)
...
baktım da, oy oy ne sıkıcı bir hayatım olmuş son zamanlarda:)
bu arada bugün doktora gittim kontrole. dizim toparlamaya başlamış. ama sanırım ameliyat olacağım. eğer seneye kaymak istiyorsam en geç temmuz başı ameliyat olmam gerekiyormuş. bu durumda mayıs - haziran gibi evi taşıyıp temmuz başında da çizdiricem kestaneyi:))))
nasıl geçiyor zaman? valla ben de bilmiyorum. haftaiçi yorucu zaten. yol uzun. erken kalk vs. o yüzden bu haftasonu paso uyudum. yattım kalktım geri uyudum.
cts akşamı dışarı çıkayım diye niyetlenmiştim. sonra üşendim. sonra son dakikada bir gaz gittim beyoğluna. klasik nar pera yaptık yine. saat 1:30 falandı döndüm. artık ortamlarda uzun süre kalınca sıkıldığımı farkettim. hiçbir şey açmıyor beni. böyle tembel tembel oturup küt yatasım geliyor. nihayet cts de öyle yaptım. allahtan dizim sakat da kolay yırtıyorum.,
pazar ise gerçekten sürekli yattım. tek aktivitem markete gitmek oldu o kadar:)
...
baktım da, oy oy ne sıkıcı bir hayatım olmuş son zamanlarda:)
bu arada bugün doktora gittim kontrole. dizim toparlamaya başlamış. ama sanırım ameliyat olacağım. eğer seneye kaymak istiyorsam en geç temmuz başı ameliyat olmam gerekiyormuş. bu durumda mayıs - haziran gibi evi taşıyıp temmuz başında da çizdiricem kestaneyi:))))
2 Nisan 2011 Cumartesi
yazmak ama yazamamak
Dün farkettim ki yeni iş yerimde blogger yasaklı değil. Ancak iş yerinden girip birşeyler yazmak kelimenin tam manasıyla "yemez":)) daha işyeri politikalarını bilmiyorum. ziyaret edilen web adresleri izleniyor olabilir. tabi bu durumda benim blog ifşa olur, yemeeez...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)