31 Aralık 2008 Çarşamba
Acil bahane lazım:)))
Akşama kısır sözü vermiştim. Daha doğrusu doğru düzgün yapabildiğim yegane şey olduğu için ben kısır yapayım dedimdi. Sonra da nasılsa kolay, yanına bi börek attırayım dedim. Bi heves alışveriş yapıp işe koyuldum. Sonuç hayal kırıklığı ve muz kabuğu. Kısırda bişeyler ya noksan ya fazla börekse kuru oldu:( Hadi böreğin kuruluğunu fırına yükleyebilirim ama ya kısır??? Hah buldum. Ona da selim'in ahı tuttu derim:))))
Dönüm noktası - new year's resolution mu acaba?
Dün akşam yeni yıl yazımdan sonra içim buruldu birden. Benim için değerli ve keyifli birşeyin yokolup gitmesini düşündüm ve hüzünlendim. Sonra akşam alışverişe çıktım. Önce mecburiyetten gittim (herkes 1-2 tane minik hediye alsın denmiş) ama sonra hediye bakarken mutlu olduğumu farkettim. İnsanlara hediye almayı, yüzlerindeki mutlu ifadeyi görmeyi özlediğimi farkettim. Bunun beni de mutlu ettiğini farkettim. Yeni yılı sevdiğimi, sevmek istediğimi hissettim.
sonra bu sabah uyandığımda yeni yıl neden yeni bir umut olmasın dedim. evet 2007 ve 2008'den nefret ettim. Sevmek istemedim. İstemezsem 2009'un da benim için hiç farkı olmaz aslında. Ama acaba 2009'un da ruhsuz ve mutsuz geçmesini istiyor muyum? Yoksa silkinip kendime gelsem ve hayata olumlu gözlerle baksam, elimdekinin değerini bilsem... Acımı yaşamaya devam etmek, hayattan zevk almak istememek yerine acımı unutmadan mutlu olmaya çalışsam mı dedim. Mutlu olucam deyip mutlu olunmaz ama mutlu olmak istemezsen kesinlikle olmazsın. Ben bu sene istemedim. 2009'da da istemeyebilirim. İşte bugün bunun kararını vericem. Yeni umut dolu bir yıl mı olacak 2009 yoksa 2008'in bir uzantısı mı?
sonra bu sabah uyandığımda yeni yıl neden yeni bir umut olmasın dedim. evet 2007 ve 2008'den nefret ettim. Sevmek istemedim. İstemezsem 2009'un da benim için hiç farkı olmaz aslında. Ama acaba 2009'un da ruhsuz ve mutsuz geçmesini istiyor muyum? Yoksa silkinip kendime gelsem ve hayata olumlu gözlerle baksam, elimdekinin değerini bilsem... Acımı yaşamaya devam etmek, hayattan zevk almak istememek yerine acımı unutmadan mutlu olmaya çalışsam mı dedim. Mutlu olucam deyip mutlu olunmaz ama mutlu olmak istemezsen kesinlikle olmazsın. Ben bu sene istemedim. 2009'da da istemeyebilirim. İşte bugün bunun kararını vericem. Yeni umut dolu bir yıl mı olacak 2009 yoksa 2008'in bir uzantısı mı?
MUTLU YILLAAARRR:)))
Çok hoşuma gitti, dayanamadım, buraya da koyucam.
Herkese MUTLU YILLAR:)))
Herkese MUTLU YILLAR:)))
30 Aralık 2008 Salı
Yılbaşı
Yeni yılı oldum olası severdim. Ama bu sene pek umurumda değil kendisi. Aslına bakarsanız geçen sene de ruhum duymamıştı. Bir tek yeğenimin serzenişleri ve talebi doğrultusunda yalandan ağaç süslemiş ve yemeğimizi masayı biraz süsleyerek yemiştik. Geçen yılbaşına ait yegane komik anı Ege'nin çok uykusu geldiği için koltukta uyuklaması ve bizim onu "uyuma bak uyursan biz 2008'e gireriz sen 2007'de kalırsın. sabah bi uyanırsın hala 2007'desin" şeklinde keklememizdi. Garibim öyle saf ki nerdeyse inandı bize:) Simay klasik kıyamadı oğluna, şaka yapıyorlar diye avuttu çocuğu:))) safım benim:)
Bu yıl da yılbaşı pek farklı değil. Yani, yeni yıl heyecanına giremedim bir türlü. Ağaç çıkarıp süsleyesim bile gelmedi içimden. Halbuki süslerdim 1-2 hafta önceden. Janet'tan kalma alışkanlıkla gittiğim yerlerden ağaç süsü de toplardım, asardım zevkle üzerine. Işıklar felan. Bu sene ağaç hala kutusunda duruyor.
Belki 1-2 hediye alışverişi yapsam moda girerdim ama bu sene herşey olduğu gibi ona da isteksizim... Kendi kendine bir plan oluşur belki ya da evde oturup tv izlerim derken Aylin benim evin yakınlarında bir arkadaşlarında toplanacağını söyleyerek beni de davet edince ben de hiç tanımadığım insanlarla dolu, tanımadığım bir eve yeni yıl kutlamasına gidiyorum. Belli olmaz, bakarsın çok eğlenceli bir akşam olur. Ne de olsa beklentiler ne kadar az olursa sonuç o kadar olumludur.
Bu yıl da yılbaşı pek farklı değil. Yani, yeni yıl heyecanına giremedim bir türlü. Ağaç çıkarıp süsleyesim bile gelmedi içimden. Halbuki süslerdim 1-2 hafta önceden. Janet'tan kalma alışkanlıkla gittiğim yerlerden ağaç süsü de toplardım, asardım zevkle üzerine. Işıklar felan. Bu sene ağaç hala kutusunda duruyor.
Belki 1-2 hediye alışverişi yapsam moda girerdim ama bu sene herşey olduğu gibi ona da isteksizim... Kendi kendine bir plan oluşur belki ya da evde oturup tv izlerim derken Aylin benim evin yakınlarında bir arkadaşlarında toplanacağını söyleyerek beni de davet edince ben de hiç tanımadığım insanlarla dolu, tanımadığım bir eve yeni yıl kutlamasına gidiyorum. Belli olmaz, bakarsın çok eğlenceli bir akşam olur. Ne de olsa beklentiler ne kadar az olursa sonuç o kadar olumludur.
29 Aralık 2008 Pazartesi
Bu akşam
Haftasonu madden ve ruhen yoruldum sanırım, bugün kafam pek yerinde değil. Zaten sabah da sürünerek kalktım yataktan. İş yerinde gün boyu ben ekrana baktım, ekran bana. Akşam sınav var ama kapak kaldırmadığım için girmiycem sınava. Bu durumda akşamım boş kaldı. Gider erkenden uyurum derken eve gitme fikri itici geldi birden. İçsem mi yoksa sinemaya mı gitsem karar veremedim birden... güzel film var mı acep?
27 Aralık 2008 Cumartesi
1 sene...
1 senede neler değişir insan hayatında... neler olur biter...
bebek doğar mesela, ana rahmine düştükten sonra, 3 aylık bile olur...
dogmus bebek yürümeye başlar,
öğrenciler sınıf atlar
mevsimler değişir, kış biter, sonra yaz gelir, sonra yine kış...
insanlar 1 yaş daha yaşlanır, saçlarındaki beyazlar artar...
askerler eve döner...
ama özlem
özlem işte hiç bitmez...
ankarayı sallayan o minik deprem nasıl da köklerimden kopardı beni...
1 yıl oldu babacım sen bizi bırakıp gideli...
1 koca yıl
1 koca yıl dolusu hergün özledim seni, hergün bir öncekinden daha çok. hergün gözümü her kapadığımda yana düşmüş yüzün geldi gözlerimin önüne. hergün uyanman için çığlıklar attım ama sen beni hiç duyamadın...
bazen bir damla yaş süzüldü gözümden, bazen sel oldu hıçkırıklarla aktı yüzümden...
kimbilir kaç defa seni aramak için telefona gitti elim. hala silmedim telefonunu rehberimden, silemedim, silemem...
kaç kere öfkelendim sana çekip gittin diye, isyankarlık ettim, senin ne günahın vardı ki gidişinde...
terkettim yaşadığımız şehri bir faydası olur diye, kendimi kandırırım dedim, ölmedi de uzakta diye, gittiğim yerde sensizlik daha bir koydu babacım. her adımımda eksikliğini daha bir hissettim. daha bir korktum hayattan, gelecekten.
sen benim hayata karşı tek güvencemmişsin meğer. sen gidince anladım bunu.. daha bir korkar oldum hayattan, yalnızlıktan, yaşlanmaktan... yok korkum ölümden değil asla. şimdi bile açıp kollarımı gelebilirim yanına. korkum sensizlikten yana...
ne çok özledim bilsen o kocaman kucağını. hayalimde hala kosarak gıdından öpüyorum, sarılıyorsun da bana, tıptıplıyorsun sırtımı... yumuşacık, çekingen, şefkatli... sıcaklığını hissedemiyorum ama babacım, hayalim hep donuk kalıyor, yarım kalıyor bir yanım...
hatırlamaya korkuyorum babacım o son geceyi... göremedim ya kayıp gidişini, affedemiyorum kendimi... konduramadım ya sana ölümü... inkarımın cezasını çekiyorum şimdi. benimki değil ki ceza, asıl sen çektin benim yetersizliğimin cezasını...
tek tesellim var babacım, o da seni ne kadar sevdiğimi biliyor olman. ama sevgi değildi seni kurtaracak olan... yetmedi işte boş sevgim, kurtaramadım ben babacım seni. affet beni:(
bebek doğar mesela, ana rahmine düştükten sonra, 3 aylık bile olur...
dogmus bebek yürümeye başlar,
öğrenciler sınıf atlar
mevsimler değişir, kış biter, sonra yaz gelir, sonra yine kış...
insanlar 1 yaş daha yaşlanır, saçlarındaki beyazlar artar...
askerler eve döner...
ama özlem
özlem işte hiç bitmez...
ankarayı sallayan o minik deprem nasıl da köklerimden kopardı beni...
1 yıl oldu babacım sen bizi bırakıp gideli...
1 koca yıl
1 koca yıl dolusu hergün özledim seni, hergün bir öncekinden daha çok. hergün gözümü her kapadığımda yana düşmüş yüzün geldi gözlerimin önüne. hergün uyanman için çığlıklar attım ama sen beni hiç duyamadın...
bazen bir damla yaş süzüldü gözümden, bazen sel oldu hıçkırıklarla aktı yüzümden...
kimbilir kaç defa seni aramak için telefona gitti elim. hala silmedim telefonunu rehberimden, silemedim, silemem...
kaç kere öfkelendim sana çekip gittin diye, isyankarlık ettim, senin ne günahın vardı ki gidişinde...
terkettim yaşadığımız şehri bir faydası olur diye, kendimi kandırırım dedim, ölmedi de uzakta diye, gittiğim yerde sensizlik daha bir koydu babacım. her adımımda eksikliğini daha bir hissettim. daha bir korktum hayattan, gelecekten.
sen benim hayata karşı tek güvencemmişsin meğer. sen gidince anladım bunu.. daha bir korkar oldum hayattan, yalnızlıktan, yaşlanmaktan... yok korkum ölümden değil asla. şimdi bile açıp kollarımı gelebilirim yanına. korkum sensizlikten yana...
ne çok özledim bilsen o kocaman kucağını. hayalimde hala kosarak gıdından öpüyorum, sarılıyorsun da bana, tıptıplıyorsun sırtımı... yumuşacık, çekingen, şefkatli... sıcaklığını hissedemiyorum ama babacım, hayalim hep donuk kalıyor, yarım kalıyor bir yanım...
hatırlamaya korkuyorum babacım o son geceyi... göremedim ya kayıp gidişini, affedemiyorum kendimi... konduramadım ya sana ölümü... inkarımın cezasını çekiyorum şimdi. benimki değil ki ceza, asıl sen çektin benim yetersizliğimin cezasını...
tek tesellim var babacım, o da seni ne kadar sevdiğimi biliyor olman. ama sevgi değildi seni kurtaracak olan... yetmedi işte boş sevgim, kurtaramadım ben babacım seni. affet beni:(
23 Aralık 2008 Salı
Değerini bilememişim
Bidenem biricik dostum selim'ciğim askere gitmeden bile trilyon yıl önce bana "portecho" diye bir grup var, kesin seversin demiş, sonra da askere gitmeden az önce albümünü vermişti. Salak ben bir türlü dinlememiştim. Geçen ankara'da yolda giderken radyoda bir şarkı duydum. Aman ne güzelmiş derken grupla ropörtaja geçtiler. kim? portecho! yuh selen dedim. yani çocuk sana rahat 1.5 sene önce bahsetmiş, sitesine koymuş, senin şu yaptığına bak!!!
Selim'cim bi daha seni dinlemeyen n'olsun!
gel artık çok özledim!
Selim'cim bi daha seni dinlemeyen n'olsun!
gel artık çok özledim!
Hadi bakalım
Biletler bugün satışa çıktı ve ben de biletimi aldım. Asıl hedefim geçen seferki gibi sahne önü bileti almaktı ama 300 YTL'yi görünce uygun bir ünlem fırlatıp normal biletlerden aldım. Arada halkın arasına da karışmak lazım ama değil mi:PpP
Gerçi konserin haftaiçi olması, uzakta olması gibi şeyler sebebiyle en arkada kalma ve nefret etme ihtimalim çok fazla. Yine de içim elvermedi ne yalan diyim:(
Gerçi konserin haftaiçi olması, uzakta olması gibi şeyler sebebiyle en arkada kalma ve nefret etme ihtimalim çok fazla. Yine de içim elvermedi ne yalan diyim:(
21 Aralık 2008 Pazar
Issız adam
Nihayet bu akşam şu meşhur filme gittim. Belki şartlandığım için filmi ben de beğendim. En azından insanı sürüklüyor. Sonunda ise insanın içi sızlıyor. İnsan içten içe mutlu son istiyor. Belki de filmin güzelliği burda, gerçekçi ve mutlu son değil:)
Şu anda dışarıda çok güzel bir hava var. Hafiften yağmur yağıyor, mis gibi yağmur kokusu var havada. Gecenin keyfine varmak için bir kadeh şarabımı doldurup balkona çıktım. Karanlıkta oturmak istedim biraz. Ama ne mümkün! sensörlü olan balkon lambam deniz feneri gibi habire yanıp sönüyor. hareketsiz durma çabalarım bile fayda etmiyor. dolayısıyla ben de kabak gibi meydanda kalıyorum. Eminim dışarıdan süper komik görünüyorumdur:(
Bu arada gecenin güzel sürprizi film için gittiğim alışveriş merkezinde oyalanmak için girdiğim bir dükkanda (çok gizemli oldu di mi:PpP tepe nautilus ve esse) ne zamandır istediğim türde bir bulaşık sepeti buldum. Gülmeyin, bulaşık sepeti önemli. İstediğim gibi bişey olsun diye 1.5 aydır bulaşıkları havlu üzerine seriyordum:) Şimdi artık tam keyfime göre bir sepetim var. Artık dağ gibi bulaşıkları yıkayabilirim.
Allahım bir de şu salak lamba yanıp sönmekten vazgeçse!!!
Şu anda dışarıda çok güzel bir hava var. Hafiften yağmur yağıyor, mis gibi yağmur kokusu var havada. Gecenin keyfine varmak için bir kadeh şarabımı doldurup balkona çıktım. Karanlıkta oturmak istedim biraz. Ama ne mümkün! sensörlü olan balkon lambam deniz feneri gibi habire yanıp sönüyor. hareketsiz durma çabalarım bile fayda etmiyor. dolayısıyla ben de kabak gibi meydanda kalıyorum. Eminim dışarıdan süper komik görünüyorumdur:(
Bu arada gecenin güzel sürprizi film için gittiğim alışveriş merkezinde oyalanmak için girdiğim bir dükkanda (çok gizemli oldu di mi:PpP tepe nautilus ve esse) ne zamandır istediğim türde bir bulaşık sepeti buldum. Gülmeyin, bulaşık sepeti önemli. İstediğim gibi bişey olsun diye 1.5 aydır bulaşıkları havlu üzerine seriyordum:) Şimdi artık tam keyfime göre bir sepetim var. Artık dağ gibi bulaşıkları yıkayabilirim.
Allahım bir de şu salak lamba yanıp sönmekten vazgeçse!!!
Heyecan

Nihayet beklenen haber geldi. Konserin bilet satışları bu hafta yapılacakmış. Geçen sefer hasta yatağımda yatarken Özge'nin hatırlatmasıyla en önden yer kapmayı başarmıştım. Bakalım bu kez aynı şans ve marifeti gösterebilecek miyim:)
Hahahhaa şu hale bak yaaa! yaş kemale ereli asır oldu ama ben hala çocuk gibi heyecanlanıyorum:)))) Boşuna dememişler akıl yaşta değil baştadır diye.
Bu arada aslında şu anda ders çalışıyor olmam lazım ama hak getire! her fırsatta ya telefondayım ya da bilgisayar başında. Akşam da acaba sinemaya mı gitsem diyorum. Herkes Issız Adam filmini pek bir methetti...
Yarım kalan akşam sefası
Akşam Burkay'ın doğumgünü için Taksim Narpera'da toplandık. Burkay'ın korodan ordan burdan ve lise sınıf arkadaşları olarak yaklaşık 30 kişi vardı sanırım. Gecenin temasına uyarak hepimiz şapkalarımızı takıp gittik mekana. Ben de nasıl hoplayıp zıplama modundayım. İçesim de var ama her içtiğim yol su elektrik olarak döndüğü için vicdan yaptık sadece 1 mojito içebildim. Hopladım zıpladım, bana kalsa daha çok dans ederdim ama bizimkiler 1'e doğru kalkınca biz de Aylin'le bari başka yere gidelim diye arkalarından çıktık. Ama orası mı burası mı felan derken -ki ikimiz de beyoğlu mekanları cahiliyiz- kendimizi dolmuşların orda eve dönüş yolunda bulduk. Ben de hem çakırkeyif olamadığımla hem de istediğim kadar hoplayıp zıplayamadığımla kaldım.
20 Aralık 2008 Cumartesi
Ateşimi aldım geldim
Aynen dediğim gibi oldu. Bugün koşturmaktan helak oldum. Sabah 9 itibariyle Hazine'de yerimi almıştım. Kapıdaki görevli kız önce "ziyaret 10'da başlıyor" deme gafletinde bulundu. Ben de şahin gibi atladım ne ziyareti kardeşim, ben bu kuruma yıllarımı verdim diye:) Neyse ben 9'da geldim ama katta in cin top oynuyor. Netekim ben de normal zamanda mesaiye 9'da hiç gitmedim ki:)))) Milletin toparlanması 9:30 oldu, e ben de 9:50 gibi kaçmak durumunda kaldım. Sonra akşama kadar çalıştay. Sabahki kızım tamam da öğleden sonra polonyali amca ne dedi hiçbir fikrim yok. Birkaç kez konsantre olmaya çalıştım ama nafile. Resmen gözü açık rüya gördüm 2 saat boyunca.
Çalıştay 4.30 da bitince soluğu yine hazinede aldım. Sabah göremediklerimi de öpüp sarıldım. Çıkışta Koray sağolsun seni Havaş'a bırakayım dedi ama Ankara trafiğine bişey olmuş, tıkandık kaldık. Stadın oraya geldiğimizde saat 6.40 olmuştu. nerdeyse direk havaalanına gidecektik. Allahtan yine de bir havaşı kontrol edelim diye tutturdum ve şansıma ek sefer koymuşlardı:) Yalnız ek sefer de trafiğe takılınca ben 7.25 sularında anca havaalanına vardım. Uçak rötar yapmış olmasa ucu ucuna yetişmiş olacaktım! Dönüş yolu da bi uzadı bi uzadı, içim bayıldı resmen.
Şimdi de lan ne vardı dönecek, kalsaydın haftasonu da arkadaşlarınla takılsaydın oldum ama neyse geçmiş ola artıkın!
Çalıştay 4.30 da bitince soluğu yine hazinede aldım. Sabah göremediklerimi de öpüp sarıldım. Çıkışta Koray sağolsun seni Havaş'a bırakayım dedi ama Ankara trafiğine bişey olmuş, tıkandık kaldık. Stadın oraya geldiğimizde saat 6.40 olmuştu. nerdeyse direk havaalanına gidecektik. Allahtan yine de bir havaşı kontrol edelim diye tutturdum ve şansıma ek sefer koymuşlardı:) Yalnız ek sefer de trafiğe takılınca ben 7.25 sularında anca havaalanına vardım. Uçak rötar yapmış olmasa ucu ucuna yetişmiş olacaktım! Dönüş yolu da bi uzadı bi uzadı, içim bayıldı resmen.
Şimdi de lan ne vardı dönecek, kalsaydın haftasonu da arkadaşlarınla takılsaydın oldum ama neyse geçmiş ola artıkın!
18 Aralık 2008 Perşembe
Ateş almaya geldim
Bugün-yarın iki günlük bir çalıştay için dün gece ankara'ya geldim. ama geliş saatimiz gecenin 11'i. İki güne en fazla ne kadar şey sıkıştırılabilir ki? hele de tü gün süren çalıştay varken. Ben de aynen öyle dedim. Sabah soluğu Serkan'da aldım. Fönümü çektirip SGK'ya yollandım. Çalıştayın başlamasına yarım saat olmasından yararlanarak hemen eski tanıdıkları turladım. aynı işi gün boyu diğer kahve molalarında da yaptım. Öğle arasında evdeki 1-2 işi halletmeye babamın evine ordan da ikametgah almaya muhtara. Uçarak döndüm kuruma ve öğleden sonra aynı fasıllara devam. Bu arada anlatan adamlar muhtemelen konularında uzman ama herkes de anlatamıyor ki kardeşim! Hele polonyalı olan amcam direk uyutma modunda monoton bir sesle anlattı ki nasıl uyumadım hala şaşıyorum.
Akşam çıkışta bir kısmımız Hacıbaba'ya yemeğe gittik. Bana kalsa 1-2 arkadaş görmeyi tercih ederdim ama bu da bir nevi görev. 9'u geçe yemekten kalkınca bir koşu da kuzenleri görüp daha şimdi eve geldim.
Yarınki plan daha içler acısı. Sabah çantayı kuruma bırakıp 9'da hazineye gidicem. 10'a kadar birkaç kişiyi daha görme umudundayım. Sonra öğlen sema hanımlarla yemek. Akşam da çalıştay biter bitmez fırlayıp havaalanına. Sanki ateş almaya geldim!
Bu seferlik haftasonu kalmıyorum ama zaten haftaya gene burdayım. Bu hafta İstanbulda yapılacak işlerim var... Bir de ders çalışmam lazım! aman allahım!!!
Akşam çıkışta bir kısmımız Hacıbaba'ya yemeğe gittik. Bana kalsa 1-2 arkadaş görmeyi tercih ederdim ama bu da bir nevi görev. 9'u geçe yemekten kalkınca bir koşu da kuzenleri görüp daha şimdi eve geldim.
Yarınki plan daha içler acısı. Sabah çantayı kuruma bırakıp 9'da hazineye gidicem. 10'a kadar birkaç kişiyi daha görme umudundayım. Sonra öğlen sema hanımlarla yemek. Akşam da çalıştay biter bitmez fırlayıp havaalanına. Sanki ateş almaya geldim!
Bu seferlik haftasonu kalmıyorum ama zaten haftaya gene burdayım. Bu hafta İstanbulda yapılacak işlerim var... Bir de ders çalışmam lazım! aman allahım!!!
17 Aralık 2008 Çarşamba
Ucuz kurtarmışım!!!
Bu sabah tam kalktım hazırlanırken baktım tlf çalıyor. Arayan Bülent Bey. Kendisi sağolsun ankaradayken arabamla ilgili bütün işleri halleder, takip ederdi. Neyse hayırdır inşallah diye açtım telefonu. Günaydınlaşmadan sonra dedi ki "selen hanım ruhsatınız nerde?" dedim "nerde?":)) salak ben dün akşam Carmen'imin (bundan sonra garminin adı carmen) aşkı ve heyecanı ile dolanırken ruhsatı bi güzel düşürmüşüm! Allahtan Aylin'in sitede düşürmüşüm de bulan güvenliğe vermiş, güvenlik de Bülent Bey'i aramış. (demekki neymiş, ruhsat içinde ulaşılabilecek tlf numarası bulundurulacak) Ben de hemen Aylin'i aradım alır mısın diye... Sabah sabah ikisini de rahatsız etmiş oldum ama hakikaten ucuz kurtardım. Birileri benle barış yapmaya mı karar verdi nedir:)
Garminim
Bugün Garmin'imi ilk ciddi testinden geçirdim. Sınıfını geçti valla, çok akıllıymış ablasının güzeli:) önerdiği rotadan gitmeyince hemen alternatif çiziverdi, dönüşlere yaklaşırken uyardı vs. Bi sevindim ki, baktım yolda giderken "eferim" diye seviyorum aleti:))) komik miyim nedir:)))
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)