Bu aralar pek içimden yazmak gelmiyor... Artık hayata olumlu bakma çabam canımın sıkıldığı dönemlerde kalemi ele almamı engelliyor. Ya da olumlu yanlarını görebilir hale gelene kadar ertelememe neden oluyor.
hayatıma dair almaya karar verdiğim kararları oturup yazdığımla kaldım ama henüz uygulamaya koyamadım. Belki daha görünür kılıp daha çok inanmalıyım bu kararlara... Bir numaralı kararı
"ERTELEMEYİ BIRAK, KALK BİŞEYLER YAP"
olarak değiştirmeliyim belki de:))) onu da kocaman yazıp asmalıyım duvarlarıma, boynu bükük duran 65'imin yanına:)
5 Ocak 2010 Salı
Yeni yıl kararları...:PpP
Adettendir insanlar yeni yıla girerken yeni kararlar alırlar, şunu şöyle yapıcam, bunu böyle yapıcam, artık böyle olucam vs. sanki yeni yıl dediğin önceki günün devamı değil de sihirli bir değnekle ayrılmış bir dönem. Çok gülmüşümdür bu yeni yıl kararlarına ve geyiklerine. Olay insanın içindedir aslında, eğer isterse bugünden girer o dönemece. Mihenk taşına ihtiyaç duyması halinde 1.1.bilmemne bir fark yaratabilir tabi ama yine de komik geliyor bana.
Herneyse, yeni yıl veya değil, ben de artık hayatımda bazı değişikliklere gitme kararı aldım. hayır bunun yeni yılla ilgisi yok. Bu tamamen mutlu olmakla ilgili. Mutlu olmak ve hayatına bir anlam bir değer katmak. mutlu olmak ve hayatını senin için değeri olan, onlar için değer arzettiğin insanlarla geçirmek. mutlu olmak, kendin için bişeyler yapmak, kendine değer vermek.
Benim için yeni dönem kendim için bişeyler yapmaya başlamak adına gelecek. Artık beni üzen şeyleri tek tek silicem hayatımdan, önceliklerimi ve hayat alışkanlıklarımı yeniden gözden geçiricem. Hayır bunu yeni yıl geldi diye değil, geride kalan yılların yüzü suyu hürmetine yapıcam.
Belki ben de bir liste yapıcam. Belki yavaş yavaş hepsinin yanına + koyucam belki bazıları benim için sonsuza kadar listede bi başına kalıcak. Ama yine de hayatımın başıboşluğuna, boşvermişliğine bir nokta koyup dizginleri elime alıcam.
Herşeyden önce kendime acımaktan ve yaptığım fakir edebiyatından vazgeçicem. bunu sesli dile getirmek zor aslında ama tekrar dimdik durmaya başlıycam. Hayatla yeniden barışıp (hayatla dedim, yukarıdaki konusunda hala zaman var) adımlarımı emin atıcam.
cam ve cem... işte buraya yazıyorum:))))
Herneyse, yeni yıl veya değil, ben de artık hayatımda bazı değişikliklere gitme kararı aldım. hayır bunun yeni yılla ilgisi yok. Bu tamamen mutlu olmakla ilgili. Mutlu olmak ve hayatına bir anlam bir değer katmak. mutlu olmak ve hayatını senin için değeri olan, onlar için değer arzettiğin insanlarla geçirmek. mutlu olmak, kendin için bişeyler yapmak, kendine değer vermek.
Benim için yeni dönem kendim için bişeyler yapmaya başlamak adına gelecek. Artık beni üzen şeyleri tek tek silicem hayatımdan, önceliklerimi ve hayat alışkanlıklarımı yeniden gözden geçiricem. Hayır bunu yeni yıl geldi diye değil, geride kalan yılların yüzü suyu hürmetine yapıcam.
Belki ben de bir liste yapıcam. Belki yavaş yavaş hepsinin yanına + koyucam belki bazıları benim için sonsuza kadar listede bi başına kalıcak. Ama yine de hayatımın başıboşluğuna, boşvermişliğine bir nokta koyup dizginleri elime alıcam.
Herşeyden önce kendime acımaktan ve yaptığım fakir edebiyatından vazgeçicem. bunu sesli dile getirmek zor aslında ama tekrar dimdik durmaya başlıycam. Hayatla yeniden barışıp (hayatla dedim, yukarıdaki konusunda hala zaman var) adımlarımı emin atıcam.
cam ve cem... işte buraya yazıyorum:))))
1 Ocak 2010 Cuma
1 Ocak - Miskin günü
Yılbaşı ertesini miskin günü ilan etmeliler. Yani zaten tatil de, adı da miskin tatili falan olmalı çünkü bugün yaptığımız tamamen miskinlik:)
Gerçi ben güne erken başladım.
Aaaa ama bi dakka yaa, önce yılbaşı gecesini anlatmak lazım:)
Dün öğlen hazırlık yapmak için 15:30 sularında eve geldim. Bir yandan başım ağrıyor ama diğer taraftan yapılacak çok iş var. Neyse girdim mutfağa, havuç tatlısı ve böreği hallettim önce. Mezeleri tabaklara yerleştirdim. Saat 5 gibi Erdem geldi, bisürü zırzavat da o getirmiş, onları hazırladık, tavuğu pişirip meyveleri soyduk. Bu arada benim başağrısı hala geçmedi. 6.30-7 gibi Özlem geldi. Onun gelişi ile son hazırlıkları tamamlayıp sofraya oturduk. Ben şarap içerken Özlem ve Erdem sarı zeybekle şereflendirdiler soframızı. Sohbet muhabbet saatler ilerledi. Birara Akın uğradı, soframız daha şenlendi. Araya birkaç salsa pratiği bile sıkıştırdık.
12 de evdeydik, büyük ikramiyeyi bekledik ama yine bize uğramadı. biraz durup caddeye indik ama ordada bişey olmadığı için 1.30-2.00 sularında geri döndük. Ben bir türlü kurtulamadığım baş ağrısı sebebiyle 2.30 gibi sızdım.
Sabah 9 sularında alt komşu sağolsun uyandırdı. 10 gibi Erdem'i Çınarcık'a göndermek için yola çıktık. Önce Kartal'a uğradık ama lodosdan dolayı seferler iptal olmuş, orada bir süre oyalandık ama bir sonraki sefer de iptal olunca Eskihisar denen bir yere yöneldik. Böylelikle ilk Gebze ziyaretimi yaptım:) Allahtan 1 ocak da yollar kalabalık değil. Oraya varınca bir baktık ki ordan da vapurlar kalkmıyor! Hadii, Kartal'a geri dön. I-ıh! ama bu sefer minibüs koymuşlar, Erdem ona yollandı, ben eve. 13:30 sularında eve girdim ve direk miskin modu... Önce TV vs, ve dünden kalanları tıkınma, sonra biraz kestirme ve sonra tekrar TV:)) Birazdan da yine uyku modu:)))
Diyorum ya, 1 Ocak Miskin günümüz kutlu olsun:))))
Gerçi ben güne erken başladım.
Aaaa ama bi dakka yaa, önce yılbaşı gecesini anlatmak lazım:)
Dün öğlen hazırlık yapmak için 15:30 sularında eve geldim. Bir yandan başım ağrıyor ama diğer taraftan yapılacak çok iş var. Neyse girdim mutfağa, havuç tatlısı ve böreği hallettim önce. Mezeleri tabaklara yerleştirdim. Saat 5 gibi Erdem geldi, bisürü zırzavat da o getirmiş, onları hazırladık, tavuğu pişirip meyveleri soyduk. Bu arada benim başağrısı hala geçmedi. 6.30-7 gibi Özlem geldi. Onun gelişi ile son hazırlıkları tamamlayıp sofraya oturduk. Ben şarap içerken Özlem ve Erdem sarı zeybekle şereflendirdiler soframızı. Sohbet muhabbet saatler ilerledi. Birara Akın uğradı, soframız daha şenlendi. Araya birkaç salsa pratiği bile sıkıştırdık.
12 de evdeydik, büyük ikramiyeyi bekledik ama yine bize uğramadı. biraz durup caddeye indik ama ordada bişey olmadığı için 1.30-2.00 sularında geri döndük. Ben bir türlü kurtulamadığım baş ağrısı sebebiyle 2.30 gibi sızdım.
Sabah 9 sularında alt komşu sağolsun uyandırdı. 10 gibi Erdem'i Çınarcık'a göndermek için yola çıktık. Önce Kartal'a uğradık ama lodosdan dolayı seferler iptal olmuş, orada bir süre oyalandık ama bir sonraki sefer de iptal olunca Eskihisar denen bir yere yöneldik. Böylelikle ilk Gebze ziyaretimi yaptım:) Allahtan 1 ocak da yollar kalabalık değil. Oraya varınca bir baktık ki ordan da vapurlar kalkmıyor! Hadii, Kartal'a geri dön. I-ıh! ama bu sefer minibüs koymuşlar, Erdem ona yollandı, ben eve. 13:30 sularında eve girdim ve direk miskin modu... Önce TV vs, ve dünden kalanları tıkınma, sonra biraz kestirme ve sonra tekrar TV:)) Birazdan da yine uyku modu:)))
Diyorum ya, 1 Ocak Miskin günümüz kutlu olsun:))))
31 Aralık 2009 Perşembe
Sabah sabah
kendime çok güldüm. Önce dün koştur koştur gidip aldığım ofis hediyelerini evde bırakıp geldim. (Ofise hediye aldım dediğime bakmayın, daha çok kendime çalıştım:DDD). Farkedince kendime iyi bir söylendim. Sonra kahve yaptım, bu arada tlf elimde. Hüseyin geç kalmıştı onu aradım. İçeri geldim. Biraz zaman sonra bir mail geldi herhalde ki derinden mesaj sesini duydum. Bakındım tlf yok. Mutfağa gittim, diil, öbür odada yok vs. Allah allah daha demin elimdeydi. Çanta, mont cepleri falan ı-ıh... Sonra çaldırdım telefonu, odamdaki dosya vs dolabından çıktı??? Yani hangi arada derede o dolabı açtım da koydum, ve neden oraya koydum?:))) (bunları yazarken dolabı neden açtığımı hatırladım ama hala telefonun neden orda olduğu meçhul!).
Dur daha bitmedi, sonra kendime kahve almaya mutfağa gittim. Bir yandan da dolabı açıp kahvaltı için peynir çıkardım. Sonra elimdeki kahve makinasının haznesini buzdolabına koymaya çalıştım!!! Elimdekini sığdıracak yer olmadığını görünce ayıktım ve bastım kahkahayı:))))
Geçen de pilava yağ, yemeğe tuz koymayı unutmuştum. Hani tuz ekersin de yağsız pilav...
allahım kesin alzheimer olacak benim sonum!!! aksam yemeklere tuz yerine şeker falan atmam inşallah:)
Dur daha bitmedi, sonra kendime kahve almaya mutfağa gittim. Bir yandan da dolabı açıp kahvaltı için peynir çıkardım. Sonra elimdeki kahve makinasının haznesini buzdolabına koymaya çalıştım!!! Elimdekini sığdıracak yer olmadığını görünce ayıktım ve bastım kahkahayı:))))
Geçen de pilava yağ, yemeğe tuz koymayı unutmuştum. Hani tuz ekersin de yağsız pilav...
allahım kesin alzheimer olacak benim sonum!!! aksam yemeklere tuz yerine şeker falan atmam inşallah:)
29 Aralık 2009 Salı
2009'un son demleri
2009 da bitiyor. Gene neredeyse boşa geçmiş bir yıl. Mutluluklar da var ama yıla damgasını vuran başlangıcı ve bitimindeki üzüntüler. Aynı şeyleri tekrar yaşamamak adına radikal kararlar almaya çalışıyorum şu anda.. ama göründüğü kadar kolay değil aslında. Karar alma kararı bile zor ki karar almak ve uygulamak... hele bir de korkak ve salaksan:) bak salak olduğumu bile kabul ettim resmen... olay gereken cesareti bulmakta demekki:)
bana ters aslında ama 2010'dan umutlu olasım geliyor. Sonra diyorum ne farkı olacak bu yıldan ya da bir öncekinden... hele de benim kafa değişmedikçe... somut bişey arıyorum yardımcı olacak ama onu da göremedim.
Pozitif düşünmeyi denesem... ne zaman pozitif olsam ya abartıp hayallere kapılıyorum sonra yüzüstü çakılıyorum, ya da kısa sürede sonuç alamayıp mutsuz olup yine umutsuzluğa dönüyorum... evet yine herşey benim heyecanımdan, aceleciliğimden, sabırsızlığımdan...
neyse bu sene yeni bir girişimde bulunalım. radikal kararlı veya değil, 2010'dan umutlu olalım, güzel şeyler bekleyelim, yaşasın olumlu düşünce gücü:))
bana ters aslında ama 2010'dan umutlu olasım geliyor. Sonra diyorum ne farkı olacak bu yıldan ya da bir öncekinden... hele de benim kafa değişmedikçe... somut bişey arıyorum yardımcı olacak ama onu da göremedim.
Pozitif düşünmeyi denesem... ne zaman pozitif olsam ya abartıp hayallere kapılıyorum sonra yüzüstü çakılıyorum, ya da kısa sürede sonuç alamayıp mutsuz olup yine umutsuzluğa dönüyorum... evet yine herşey benim heyecanımdan, aceleciliğimden, sabırsızlığımdan...
neyse bu sene yeni bir girişimde bulunalım. radikal kararlı veya değil, 2010'dan umutlu olalım, güzel şeyler bekleyelim, yaşasın olumlu düşünce gücü:))
28 Aralık 2009 Pazartesi
Gerginlik
Sabah işle ilgili bir gerildim, resmen mideme ağrı girdi. Hazırladığımız bir rapor vardı, 1-2 gözden kaçırdığım nokta olmuş. Sonucu çok değiştirmese de rakamlar revize edilecek ve varsayımlarda tutarsızlık olmuş. Resmen başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Hem hata yaptığım için hem de altına imza atanların sorumluluğu işte. resmen mideme vurdu. İlk defa böyle bişey yaşıyorum. Şimdi bir yandan yaptığım hatayı düzeltmeye çalışıyorum bir yandan mide ağrısından kıvranıyorum:((
Akşam da apartman toplantısı var. Bakalım benim ve alt katın ev sahibi gelecek mi? keşke adamın telefonunu silmeseymişim. Bazen çok salakça hareket edebiliyorum... Höfff... al sana çifte dert...
Akşam da apartman toplantısı var. Bakalım benim ve alt katın ev sahibi gelecek mi? keşke adamın telefonunu silmeseymişim. Bazen çok salakça hareket edebiliyorum... Höfff... al sana çifte dert...
27 Aralık 2009 Pazar
Bir sene daha...
Bir sene daha geçti babacım senle ayrılalı beri... Seninle paylaşamadığım bir koca sene daha. Ne üzüntüler azaldı sensiz ne mutluluklar tam oldu, hala içim buruk, hala bişeyler eksik...
Kafamda dönüp duran ses sustu artık babacım. Her soluk aldığımda, her adım attığımda hançer gibi saplanan "babam öldü" yankıları sustu artık beynimde...
Ses sustu babacım ama yokluğun hala kocaman, hala bişeyler eksik, sen eksik...
Bayramlardan, yokluğunu hatırlatan herşeyden daha bir nefret eder oldum babacım, kaçmaya başladım hepsinden. En çok da yokluğundan kaçtım babacım. Adını anmaya, konunu açmaya korkar oldum. Anıların yumruk olup oturdu boğazıma, yutkunamadım, gözyaşlarım sel oldu, durduramadım, kaçtım...
Senden kaçtım, hasretinden kaçtım babacım bu sene. utandım kaçmaktan ama engel olamadım. Sensizliğe dayanamadıkça senden daha çok kaçtım.
Kaçarsam karşıma çıkmazsın sandım... yanıldıkça daha derine daha uzağa kaçtım, kaçıyorum...
Kafamda dönüp duran ses sustu artık babacım. Her soluk aldığımda, her adım attığımda hançer gibi saplanan "babam öldü" yankıları sustu artık beynimde...
Ses sustu babacım ama yokluğun hala kocaman, hala bişeyler eksik, sen eksik...
Bayramlardan, yokluğunu hatırlatan herşeyden daha bir nefret eder oldum babacım, kaçmaya başladım hepsinden. En çok da yokluğundan kaçtım babacım. Adını anmaya, konunu açmaya korkar oldum. Anıların yumruk olup oturdu boğazıma, yutkunamadım, gözyaşlarım sel oldu, durduramadım, kaçtım...
Senden kaçtım, hasretinden kaçtım babacım bu sene. utandım kaçmaktan ama engel olamadım. Sensizliğe dayanamadıkça senden daha çok kaçtım.
Kaçarsam karşıma çıkmazsın sandım... yanıldıkça daha derine daha uzağa kaçtım, kaçıyorum...
25 Aralık 2009 Cuma
Yılbaşı
Yılbaşı depresyonuna girmek üzeyim. Ya da son dakika müdahalesi olmasa girecektim muhtemelen. Kaç gündür zaten ruh halim çok olumsuz ve kendimi kötü hissediyorum. Yılın bu dönemi ister istemez olumsuz etkiliyor beni. Üzerine bir de yılbaşı binince... Yılbaşı da bayram gibi işte, mutlaka bir kutlama özel bişey yapılacak ya... mutlaka o akşam güzel geçmek zorunda ya.. lüzumsuz bir baskı oluyor insanın üzerinde işte.. Ben de sağıma baktım ailesiyle, soluma baktım eşiyle sevgilisiyle, arkadaşlarıyla... daha bir depreştim işte. Böyle zamanlarda yalnızım krizi daha bir bastırıyor nedense.
Neyse ben de sonunda korkunun ecele faydası yok, benim gibi yersiz yurtsuz 3-5-10 kişiyi evde toplayayım bari de biz de kendi keyfimize bakalım dedim. bi cesaretlensem sayıyı da artırırım ama... du bakalım:)
Neyse ben de sonunda korkunun ecele faydası yok, benim gibi yersiz yurtsuz 3-5-10 kişiyi evde toplayayım bari de biz de kendi keyfimize bakalım dedim. bi cesaretlensem sayıyı da artırırım ama... du bakalım:)
23 Aralık 2009 Çarşamba
Hemen!!!
Farkettim ki hayatımda bişey olacağı zaman hemen olsun istiyorum. Ne olduğu hiç önemli değil, hemen olsun. Acıktım mı, hemen yemek yiyeyim; beğendim mi, hemen alayım; istedim mi, hemen elde edeyim:) zaman kaybetmeye, beklemeye aslında sabretmeye hiç tahammülüm yok. Hemen olsun hemen, şimdi... Belki de yaşadığım hayal kırıklıklarının çokluğu ve derecesi de bundan kaynaklanıyor... belki çok düşünmeden atladığım, hemen olsun istediğim için... hemen, şimdi:))) burcumdan mıdır nedir:)))
21 Aralık 2009 Pazartesi
Kar özlemi...
"Kar"ı özledim... Lapa lapa yağan, herşeyi örten, insana huzur veren bembeyaz "kar"ı. Pencereden bakıp beyaz bir örtü görmeyi, kokusunu içime çekmeyi, karın yağışını elimde sıcak bir kahveyle izlemeyi özledim. En çok da gecenin sessizliğinde ayaklarımın altında ezilen karın sesini duymayı özledim.
"Kar"ı özledim. sokak lambasının ışığından lapa lapa yansımasını, yeryüzünü örtmesini, yürürken üzerinde iz bırakmayı özledim.
Ağaçların kar altında agırlaşan dallarını, kar altında kalmış ormanın nefesimi kesen görüntüsünü, bana verdiği huzuru ve mutluluğu, ağaçların altından geçerken karların tepeme dökülmesini, mutlulukla çığlık atmayı özledim.
Karların ortasında çocuklar gibi debelenmeyi, yıllara meydan okurcasına kartopu oynamayı, kardan adam yapmayı, burnuna havuc takmayı özledim.
Karı özledim... yağ artık...
"Kar"ı özledim. sokak lambasının ışığından lapa lapa yansımasını, yeryüzünü örtmesini, yürürken üzerinde iz bırakmayı özledim.
Ağaçların kar altında agırlaşan dallarını, kar altında kalmış ormanın nefesimi kesen görüntüsünü, bana verdiği huzuru ve mutluluğu, ağaçların altından geçerken karların tepeme dökülmesini, mutlulukla çığlık atmayı özledim.
Karların ortasında çocuklar gibi debelenmeyi, yıllara meydan okurcasına kartopu oynamayı, kardan adam yapmayı, burnuna havuc takmayı özledim.
Karı özledim... yağ artık...
20 Aralık 2009 Pazar
Evvel zaman içinde
Günlüklere dalıp da yüzeye çıkardığım anılar, derinliği unutulan dostlukları hatırlattı bana. İşte dün gençliğimde büyük yer kaplayan ama yıllardır görmediğim bir dostla, Elif'le buluştum ben. Tahmin edeceğiniz gibi 10 senedir değil 10 gündür görüşmemiş modundaydık ikimizde. Önce anılardan bahsettik, lojmandan, arkadaşlardan. minik komik itiraflarda bulunduk birbirimize yıllar sonra:) birkaç saate geçen 10-15 seneyi sığdırmaya çalıştık. kaybedilenlerin acısını paylaştık. Ne zaman akşam oldu, saatler nereye kaçtı anlamadık. Anımsadık, anlattık, güldük:)
Güzel bişey arkadaşlık, dostluk... Hele böyle beklemediği bir anda tekrar gülümsediğinde:)
Güzel bişey arkadaşlık, dostluk... Hele böyle beklemediği bir anda tekrar gülümsediğinde:)
17 Aralık 2009 Perşembe
Sakin modu
Son zamanlarda bol bol yazmaya başlamıştım, duruldum nispeten. Belki yoruldum ben de koşturmaktan, sonra onları aktarmaktan. Bir yandan da... neyse bir yandanı sonraya bırakalım.
Haftasonunu anlatmışım zaten. Ondan beridir de öyle ahım şahım bir olay yoktu. İş yoğun, nispeten geç çıkıyorum akşamları. Pts 11 gibi çıktım, salı derse gitmek için 7:40 sularında. Uzun zamandır ilk defa bu dersin sonunda hep birlikte kahve içmeye gittik. Gecenin 11'inde ne kadar akıllıca bir eylemdi bilmem tabi ama grubun kaynaşması adına bence güzel bir hareketti.
Dün internations toplantısı vardı Ulus 29'da. Bu seferki toplantının ek özelliği hem yılbaşı hem de gelirin biyerlere bağışlanacak olmasıydı. Katılım oldukça yüksekti aslında ama ben stratejik bir hata yaptığım için Ebru, ben ve Gökhan biz bize takılıp geceyi muhabbet ederek geçirdik. Olay networkingden öte birlikte bara gitmişiz tadında geçti:) Çekilişte ise Gökhan bir yemek kazanırken Ebru ve ben avcumuzu yaladık. Birara Gökhan'ın elinde kazanan numarayı alıp yemeğe Ebru'yla gitmeye niyetlendim ama sonra kıyamadık:)
Bugünse bir süredir üzerinde çalıştığım raporun sonucunu anlatmaya gidecektim. Sabah biraz gerilmiştim ama gayet gereksizmiş, pıtır pıtır anlattım geldim.
Yorgun hissediyorum kendimi... bıraksalar günlerce patates çuvalı gibi kıpırdamadan yerimde kalırmışım gibime geliyor:)
Haftasonunu anlatmışım zaten. Ondan beridir de öyle ahım şahım bir olay yoktu. İş yoğun, nispeten geç çıkıyorum akşamları. Pts 11 gibi çıktım, salı derse gitmek için 7:40 sularında. Uzun zamandır ilk defa bu dersin sonunda hep birlikte kahve içmeye gittik. Gecenin 11'inde ne kadar akıllıca bir eylemdi bilmem tabi ama grubun kaynaşması adına bence güzel bir hareketti.
Dün internations toplantısı vardı Ulus 29'da. Bu seferki toplantının ek özelliği hem yılbaşı hem de gelirin biyerlere bağışlanacak olmasıydı. Katılım oldukça yüksekti aslında ama ben stratejik bir hata yaptığım için Ebru, ben ve Gökhan biz bize takılıp geceyi muhabbet ederek geçirdik. Olay networkingden öte birlikte bara gitmişiz tadında geçti:) Çekilişte ise Gökhan bir yemek kazanırken Ebru ve ben avcumuzu yaladık. Birara Gökhan'ın elinde kazanan numarayı alıp yemeğe Ebru'yla gitmeye niyetlendim ama sonra kıyamadık:)
Bugünse bir süredir üzerinde çalıştığım raporun sonucunu anlatmaya gidecektim. Sabah biraz gerilmiştim ama gayet gereksizmiş, pıtır pıtır anlattım geldim.
Yorgun hissediyorum kendimi... bıraksalar günlerce patates çuvalı gibi kıpırdamadan yerimde kalırmışım gibime geliyor:)
13 Aralık 2009 Pazar
haftasonu
Hep aynı başlıkları atıyorum ama yaratıcılığım da bir yere kadar napayım:PpP
Cuma akşamı Raşel'in doğumgünü partisi vardı. Öğlen gibi tadım yok diyerek yan çizmeye çalıştım ama gelen tepkilerden gitmeye karar verdim. Akşam eve geldikten sonra hazırlanıp sürünerek gittim Beyoğlu'na. Parti oldukça kalabalıktı, ben sadece 5-6 kişiyi tanıyordum. Biz de kendi aramızda eğlendik. Raşel 50. yaşgünü olduğu için bayağı titizlenmiş, gece boyu maskeler, ziller tefler dolandı ortalıkta. Bu arada mekanın fotocusu aşağıdaki fotoyu çekmiş, bayıldım resmen:
sırf bu foto için bile gitmeye değermiş:P
Cumartesi gündem yoğun diye geceden erken ayrıldım. 2 gibi eve varmıştım. Güya saati kurup yattım. Cts sabah 9:15 kalkış, 11'de yeşilköy international'da randevum var, 12:30 da ise Beykoz'da dersim. Yetişmek imkansız görünse de ben iyimserim:) Neyse sabah böyle keyifli keyifli uyandım saate bir baktım 11:04!!!! Nasıl yaa diye dehşet içinde saati kurarken "weekdays" opsiyonunda bıraktığımı farkedip dehşete düştüm. alelacele hastaneyi aradım, pek memnun olmadılar ama yapacak bişey yok tabi. randevu haftaya ertelendi, aynı macerayı haftaya yaşayacağım.
Derste 3 öğrenci vardı, katılımdaki düşüşü hava soğukluğuna vermek istemekle birlikte çocuklar sıkılıyor maalesef:) ben çocuk eğlendirmek konusunda özürlü bir insanım:(
Ders sonrası hava soğuk ve yağmurlu olduğu için kendimi eve zor attım. Akşam da Ufuk ablanın gelmesi şerefine ablamlara gittim.
Bugün güne Florya'da başlayıp evde noktaladım. Bir de tabi arada ofise uğrayıp bazı işleri tamamladım. Şimdi evdeyim, aşağıdaki gene coşmuş durumda, birilerine sayıp duruyor... Ben artık espriye vurdum işi, eğleniyorum:)
Yoğun bir hafta bekler beni...
Cuma akşamı Raşel'in doğumgünü partisi vardı. Öğlen gibi tadım yok diyerek yan çizmeye çalıştım ama gelen tepkilerden gitmeye karar verdim. Akşam eve geldikten sonra hazırlanıp sürünerek gittim Beyoğlu'na. Parti oldukça kalabalıktı, ben sadece 5-6 kişiyi tanıyordum. Biz de kendi aramızda eğlendik. Raşel 50. yaşgünü olduğu için bayağı titizlenmiş, gece boyu maskeler, ziller tefler dolandı ortalıkta. Bu arada mekanın fotocusu aşağıdaki fotoyu çekmiş, bayıldım resmen:
sırf bu foto için bile gitmeye değermiş:PCumartesi gündem yoğun diye geceden erken ayrıldım. 2 gibi eve varmıştım. Güya saati kurup yattım. Cts sabah 9:15 kalkış, 11'de yeşilköy international'da randevum var, 12:30 da ise Beykoz'da dersim. Yetişmek imkansız görünse de ben iyimserim:) Neyse sabah böyle keyifli keyifli uyandım saate bir baktım 11:04!!!! Nasıl yaa diye dehşet içinde saati kurarken "weekdays" opsiyonunda bıraktığımı farkedip dehşete düştüm. alelacele hastaneyi aradım, pek memnun olmadılar ama yapacak bişey yok tabi. randevu haftaya ertelendi, aynı macerayı haftaya yaşayacağım.
Derste 3 öğrenci vardı, katılımdaki düşüşü hava soğukluğuna vermek istemekle birlikte çocuklar sıkılıyor maalesef:) ben çocuk eğlendirmek konusunda özürlü bir insanım:(
Ders sonrası hava soğuk ve yağmurlu olduğu için kendimi eve zor attım. Akşam da Ufuk ablanın gelmesi şerefine ablamlara gittim.
Bugün güne Florya'da başlayıp evde noktaladım. Bir de tabi arada ofise uğrayıp bazı işleri tamamladım. Şimdi evdeyim, aşağıdaki gene coşmuş durumda, birilerine sayıp duruyor... Ben artık espriye vurdum işi, eğleniyorum:)
Yoğun bir hafta bekler beni...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

