Sayfalar

25 Ocak 2009 Pazar

Bilge'li haftasonu

Ankara'dan ikinci misafirim geldi bu haftasonu. Hafta boyu süper heyecanla bekledim. Cuma akşamı uçarak gittim karşılamaya. Çamay'ı da ikna etmeye çalıştım ama arkadaşı bekliyormuş, sadece Bilge'yi aldım geldim.
Baktım yol yorgunu bu akşam seni rahat bırakayım dedim, evde kalıp muhabbet + şarap yaptık.
Cumartesi hızlı başladı. 9 gibi kalkıp kahvaltıyı evde yaptıktan sonra önce taksime gittik. Biraz orda dolanıp engellenemeyen alışverişi gerçekleştirdik. Öğleden sonra acıkıp Bebek'e indik. Orda deniz kenarında yemeğimizi yiyip Gloria'da kahvemizi içtik, biraz sahilde yürüdük.

Henüz İstanbul'a ve trafiğine alışamamış insanlar olarak üzerimizi değişmek için eve dönme gafletinde bulunduk! 5:45 vapuru ile Kadıköy'e geçtik ama ordan eve ulaşmamız 1 saat aldı. Hani yürüsek daha çabuk giderdik! Bi acele üstümüzü giyinip 7:40 sularında evden fırladık. Bu arada 8:00 olan Leb'i derya rezervasyonumuzu da 8:30 yaptık ama kabus trafik sebebiyle 9:10 da ancak ulaştık. Bu arada ben gerildikçe gerildim. Zaman azalıyor, güya yemek yiycez ve ardından konsere gitcez... Hayatımız nerdeyse taksilerde geçti!!!
Neyse nihayet ulaştıktan sonra hızlı bir şekilde ve görev gibi birşeyler atıştırdık. Yazık kıza güya doğumgünü yemeği yaptık ama konsantre bişey oldu. Bu arada muhabbet koyu idi ve 1 saat içinde şişemizi de devirmiştik:)))
Yemekten çıkıp konsere gitmek üzere Tünel'de Haluk'la buluşmaya gittik. Güya biz tünelden aşağıya incez, o da bizi ordan alıcak. Ama tünele bir geldik ki kapalı. Meğer 9'da kapanıyormuş. Çocuğun cebi de çekmiyor. Neyse biz soldan aşağıya inmeye başladık ama yol bir karanlık!!! Daha 30-40 mt gitmiştik ki tlf çaldı. Meğer yukarı gelmiş, neyse rahatlayıp geri döndük.
İstikamet otto santral ama nerde olduğundan pek emin değiliz. Yine de kaybolmadan bulduk yolu.
Pek güzel bir yermiş kendisi, bilge de ben de çok beğendik. Yüksek tavan, santral dekorunu korumuslar falan. En çok da tavandan sallanan deniz anaları komiğime gitti. Kendilerinden pek haz etmememe rağmen dekoratif olarak fena olmamıştı.
Bu arada konser güya 11'de başlayacaktı ama pek kimse oralı olmadı, biz de bar havasında takıldık. Hele bir ara Bilge yanımızdaki çiftin muhabbetine şahit olmuş, bize aktarmaya başladı. Orda koptuk zaten:))) Bir de çok ürkütücü görünümlü bir bodyguard vardı, adama bakmaya korkuyor insan. Ama adam yanımızdan geçerken bir kibar yol istedi ki dehşete düştük. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu diye!

Sahnede bir abajur ve beyaz tüylü halı vardı. Dedim ben de çıkmak istiyorum ama kimse beni iplemedi.Ablamlar sahneye 12:30 sıralarında teşrif ettiler. Şarkılardan sadece 1 tanesini biliyorum o da Nip Tuck'un mating game'i. Bir de ses düzeni kötüydü ve kızın sesi hiç duyulmadı. Zaten hatun ya içmiş ya çekmiş, bayık bayık bakıyordu. Gene de eğlendik kendi kendimize.
Dönüş ise süper komikti. Taksimden dolmuşa bindik. Çok sıra vardı ama çabuk ilerledi. İkimiz de yorgunluktan ölüyoruz bu arada. Bindik dolmuşa önde bir sarhoş var, şoför de adam kafasını çarpacak diye uyandırmaya çalıştı. Sonra sarhoşun çenesi düştü ve Bilge ve ben yol boyu güldük:))))
Pazar sabahı çok komikti. Kahvaltı için Bilge'nin annesi, ablası ve eniştesi ile sözleşmiştik. saati 9:30'a kurduk. Ancak gece ben çok debelendim ve tam uyuyamadım. Bu arada neden bilmem komşular da erken uyanmış banyoya girip çıkıyorlar, su ve boru sesi falan geliyor. Saat 8:15 sularında Bilge içeriden panik halinde fırlayıp "selen, alarm çalıyo" dedi. Ben uyku sersemi boş boş suratına bakıp "yok daha erken" dedim. O da ha su sesi deyip gidip geri yattı. Meğer komşunun borulardan gelen sesi hırsız alarmı sanmış:))))))
9:30 gibi uyandığımızda bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyordu. Önce brunch'ı iptal etmeyi düşündüysek de sonra gitmeye karar verdik. Şansımıza biz evden çıkasıya yağmur dindi ve hava güzelleşti. Biraz rötarla da olsa vardık Kandilli'ye. Deniz kenarında Alperen diye bir çay bahçesinde buluştuk.
Sohbet muhabbet felan derken biz içerideyiz, deniz kıyısındaki masalarda oturanlar da var. derken artık ne geçtiyse kıyıya kocaman dalgalar vurmaya başladı ve dalgalara bön bön bakan birkaç salak öyle bir dalga yedi ki millet koptu. Baştan aşağı ıslandı garipler ama kendileri kaşındı! İçerdeki herkes güldü, ıslanan kızlardan biri asık suratı ve üzerinden akan sularla gitti. Çok komikti!!!
Bu arada Hülya'nın da gönlü olsun diye Bilge'yi biraz hırpaladım:PpP
Kahvaltı sonrası beylerbeyinde deniz kenarında çay / kahve, ondan sonra da caddebostan sahilinde yürüyüş yaptık. Özellikle yürüyüş öyle keyifli geldi ki ikimize de, banklardan birine oturup adaları seyredip konuştuk. Dönüş vakti geldiğinde boynumu büküp yolcu ettim ve tek başıma eve döndüm.
Birileri gelince çok zevkli de sonra yalnız başına kalınca ev hiç çekilmiyo be:(

6 yorum:

Anonymous dedi ki...

ayyyyyyy hemen okudum bir çırpıda yaşadığımız hızda yazmışsın :)

Selena süper ev sahibisin valla. Yedim, içtim gezdim, eğlendim..

Ellerine sağlık güzel arkadaşım...

Her şey için teşekkürler. İyi ki varsın.

Şu son resmi koymasan iyiymiş amma :)))))))

Bilge

Selena dedi ki...

Hulya icin koydum onu. sevinsin yazik:)

Anonymous dedi ki...

yaa bu arada karizmam ne oldu :))))

bazı resimlerden tagi kaldırdım haberin olsun.

Öperim
Bilge

ülkü dedi ki...

"annemi görmeye gidicem"mişmiş.. alemin safı benim heralde. birileri de hiç çaktırmıyo.. neyseki iyi bi blog takipçisiyim dee..

Anonymous dedi ki...

neeeee ben annemi görücem mi dedim sana beeaaa.

Tezin bitsin birlikte gideriz :))))

SUP

papilo dedi ki...

SUP senin karizmaya birsey olmaz uzme kendini, ama bize de eglence laizm iste... Sen hirpalandikca guzelsin sekerim...