Sayfalar

17 Ekim 2014 Cuma

Tembel taşınması

Şimdi bu olay şöyle oluyor. Taşınmanın ilk günü harala gürele büyük eşyalar kurulup ıvır zıvır içlerine rastgele tıkılıyor. sonra sen elzem olanları o gazla yerlerine yerleştiriyorsun. sonra açıktakileri görünce için kararıyor ancak yorulduğun için de gözünde büyüyor ve onları da bir yerlere tıkıyorsun. sonra bir yerlere tıkamadığın ama tıkılması gereken ıvır zıvırlar kalıyor ortalıkta. işte onlar öylece kalıyor:) sanki düzenliymişçesine üstüste koyup öylece bırakıyorsun. her yanından geçisinde sana selam duruyorlar ama sen görmezden geliyorsun. tamam aklımdasın diyorsun ama elini atmıyorsun. Şu anda evim aynen bu durumda:) el atmam ve düzenlemem gereken 2 oda var ama ben onlara sanki düzgünlermiş gibi davranıyorum. Dün akşam ayıp olmasın diye dvd ve cd lerimi dolaba tıktım. dizdim diyemeyeceğim çünkü herhangi bir sıralama gözetmedim:) sonra da sanki büyük bir iş yapmışım gibi kendime aferin diyip oturup tv izledim:) ha bir de buzdolabıma magnetlerimi dizdim. kırıkları tamir etmek üzere bir kenara ayırdım. yersen:) bir yandan da yapılması gereken bir sürü tadilat var evde. gevşemiş/kırılmış menteşeler ve kapak kulpları. o daha kapsamlı bir iş ama. alışveriş gerektiriyor:) ha bir de asıl perdeler var yaaa!!! mutfak ve bir odada perde yok. kabak gibi ortadayım resmen!!! ama o da alışveriş gerektiriyor:) istanbulda eve yerleşmem 4.5 yılımı almıştı. zaten o süre sonunda da taşınmıştım. sanırım burası da benzer olacak:)

16 Ekim 2014 Perşembe

ölmek de bir seçim olmalı...

Sabah sabah face'de gezerken bir arkadaşımın başka bir arkadaşının paylaştığı bir videoya yorum yaptığı bilgisi düştü news feed'ime. paylaşanın mesajı ilişti gözüme. "bu bir intihar mesajıdır..." tam es geçiyordum ki altındaki yorumlardan olayın gerçekten bir veda mesajı olduğunu anladım ve izledim. videonun sahibini tanımıyorum. ortak arkadaşlarımız var ama kendisi ile hiç karşılaşmadım sanırım. ama izledikçe ekranın karşısına çakıldım resmen. mesaj boyunca kafamda çocuğu bu noktaya neyin itmiş olabileceği dönüp durdu. ancak belki konuşması belki dinginliği yada kararlılığı... bişeyler çok etkiledi beni. bir yandan çok üzüldüm gencecik bir insanın böyle bir karar vermesine. geride kalanları düşündüm biraz. bir yandan mesajı alan yakınlarını düşündüm. ama çocuğu izledikçe saygı duydum, takdir ettim, etkilendim. öyle kararlı, öyle sakindi ki kıskandım. son derece ilham verici bir video olduğunu düşündüm o anda. bir insan hayata veda etmeye karar verirse işte bence aynen böyle gitmeli. acitasyonsuz, bilinçli... hele sonunda sevdiği bir parçayı çaldı ve karşısında şarabını yudumlayıp sigarasını içti. sanki birazdan kalkıp pijamalarını giyecekti. kararını nasıl gerçekleştirdi bilmiyorum ama "thats the way to go" dedim kendi kendime. şarabını yudumlayıp sevdiğin bir müzik eşliğinde. her kim idiysen huzur içinde uyu güzel adam.

14 Ekim 2014 Salı

taşındım bile...

Cumartesi nihayet taşındım. Taşınma işlemi tamam da yerleşme kısmı henüz bitmedi. ne zaman biter çok da emin değilim. salondaki ıvır zıvırı da dolaplara tıktım mı bir süre elimi sürmem yeminle:))) iyi mi ettim kötü mü bilmiyorum. öncelikle kirası daha fazla, işe daha uzak. ama buna rağmen işten dönünce eve girmeden yürüyerek balıkçıya gitmek yada makas almak için köşedeki hırdavatçıya inivermek hoşuma gitti. etrafta yok yok. her daim hareketli. gürültü yok mu, hem de bolcana. ama kendi düşen ağlamaz modunda sallamıyorum onu da. henüz şöyle yayılıp oturmadım evde. belki de asıl amacım oturamamaktı:) ama alarm haricinde tüm işlemler tamamlandı. internetim, telefonum, elektrik, su, digitürk... allah ne verdiyse hallettim:) ha maliyet olayına hiç girmiyorum, hepsi ayrı noktadan iliğimi kemiğimi sömürdü yeminle:( hele bir de dün salaklığımdan elimde metrelerce tlf kablosu olmasına rağmen yeniden kablo falan kestirdim tesisatçıya... vs... vs... neyse güle güle oturacağım inşallah... yani niyetim odur:)

10 Ekim 2014 Cuma

meğer...

Bugün liseden bir sınıf arkadaşımla buluştum. İçesim var selen dedi, tamam dedim:) ardından sohbete başladık ve konu babama geldi. Önce manyak mukaddesi anlattim sonra babamın ölümünü. Daha konu açılır açılmaz ağlamaya başladım herzamanki gibi ama ölümünü anlatırken hıçkırıklara boğulmayi ben de beklemiyordum. Artık alıştım kabullendim sanıyordum ama yaram hala çok derinmis meğer. Meğer dingin olmamın sebebi konuyu düşünmememmiş. Yine bir mekanda hönkürerek ağlarken bunu farketmem hiç hoş olmadı tabi. Sonra da herzaman oldugu gibi konu değişince kahkahalara büründük. Aha dedi etraftakiler, bunlar tam manyak:)))