Kendisini çok hatırlamamakla birlikte annemin matrak bir insan olduğunu hatırlıyorum. benim gibi soytarı değildi ama şakaları vs ile ortama neşe katardı. zaten 1 nisan doğumlu bir insandan başka ne beklenebilir ki:)))
hayal meyal hatırladığım şeylerden biri ben daha çok küçükken bir yılbaşı gecesi ablama pamuklarla sakal yapıp, sırtına bir bohça içine yastık doldurup noel baba formatında komşulara göndermesiydi. apartman kapılara dökülmüş, millet yerlere yatmıştı. hayal meyal apartman toplantılarının da neşe kaynağı olduğunu anımsıyorum. tabi biz o zamanlar lojmanda otururduk, herkes herkesi tanır, bilir vs...
nerden geldi aklıma bu şimdi? az önce içeride çay koyarken annemin arada çaydanlık elinde içeri dalıp çaycı ağzıyla "çayçeen" dediğini anımsadım:)))
annem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
annem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
13 Ocak 2011 Perşembe
23 Haziran 2010 Çarşamba
Yıl 1988...
Kuzenim Özlem ve Tenay Teyze beni uyandırmaya gelmişler. "Kalk selen" dediler "yüzünü bir yıka". İçerisi kalabalık, hafiften sesler geliyor. Sabah sabah ev neden bu kadar kalabalık... ters bişeyler var. kalbim güm güm atıyor. Noldu diyorum bişey söylemiyorlar. yüzümü yıkıyorum, içimde kötü bir hisle salona yöneliyorum, engelliyorlar, tekrar odama sokuyorlar beni. yüzlerine bakınca anlıyorum durumu. Farklı bişey söylesinler diye bir birine bakıyorum bir diğerine. öyle değil desinler, başka bişey söylesinler. ama ikisi de çaresiz bakmaya devam ediyor. aslında belki daha ilk uyandırdıklarında hissettim ama inkar etmeye çalışıyordum. hani belki kaçabilirim ordan. Kaçarsam belki duymam da söylemeye çalıştıkları şeyi. ben kaçarsam söyleyemezler, dile gelmezse gerçek olmaz... olmuyor. yüzlerindeki çaresiz ifade herşeyi uzun uzun anlatıyor.
Sonrasını pek hatırlamıyorum. Ağladım mı, muhtemelen ağlamışımdır. Gün içerisinde Ozzy'i aradığımı hatırlıyorum. O zamanki en yakın arkadaşım. Nedense ona da haber vermem gerekir diye düşündüm. "Annem öldü" dedim, inanmadı önce, o da inanmak istemedi. sonra sessizlik...
O yaşta kendimi "hergün birilerinin annesi ölüyor, bu sefer bana denk geldi, başka biri ölseydi o da başkasının annesi olacaktı" diye avuttuğumu hatırlıyorum.
Ölümü kabullenmek zor. Uzun süre sanki kapı çalacakmış da annem gelecekmiş gibime geldi. Hani gelse garipsemeyecektim. Sanki markete gitmiş de gelmiş gibi. Gelen giden olmadı tabi.
O yaşta bile kimse bana acımasın psikolojisi vardı üzerimde. Onun için sapasağlam durdum hep. Normal bişeydi, herkesin başına gelebilirdi. Kimse benim için üzülmesin "yazık" demesin. Bazen empati ile acımayı karıştırabiliyor küçük beyinler. Ağladım elbet ama sağlam durdum hep. Şimdi bile o zamanki metanetime hayret ediyorum. Ya daha metanetliydim ya da kaybımın büyüklüğünün farkında değildim...
Bir de okulun başladığı zamanı hatırlıyorum. Saklamıştım sınıftakilerden. okul açıldığında ebru "biliyorum" demişti, ben de kendimi tutamamış ağlamıştım biraz. 1-2 kişi üşüşmüştü başıma. sonra Burkay gördü beni ağlarken, noldu dedi, söylemedim. Akşam okul çıkışında "ağlarken gördün ya beni, annem öldü de bu yaz" dedim sanki "pazardan 2 kilo elma aldım" edasıyla. Birde işte Burkay'ın yüzündeki ifadeyi unutamam. Dondu kaldı çocuk. O ne diyeceğini bilmezken ben sanki iyi akşamlar demiş edasıyla dönüp yoluma devam ettim.
Hala da birisine hayatta olmadıklarını söylemem gerekiyorsa sıradan bişeymiş gibi geçiştirmeye çalışırım. Gözlerim dolmaya fırsat bulmadan konuyu değiştirip kaçarım ortamdan...
Sonrasını pek hatırlamıyorum. Ağladım mı, muhtemelen ağlamışımdır. Gün içerisinde Ozzy'i aradığımı hatırlıyorum. O zamanki en yakın arkadaşım. Nedense ona da haber vermem gerekir diye düşündüm. "Annem öldü" dedim, inanmadı önce, o da inanmak istemedi. sonra sessizlik...
O yaşta kendimi "hergün birilerinin annesi ölüyor, bu sefer bana denk geldi, başka biri ölseydi o da başkasının annesi olacaktı" diye avuttuğumu hatırlıyorum.
Ölümü kabullenmek zor. Uzun süre sanki kapı çalacakmış da annem gelecekmiş gibime geldi. Hani gelse garipsemeyecektim. Sanki markete gitmiş de gelmiş gibi. Gelen giden olmadı tabi.
O yaşta bile kimse bana acımasın psikolojisi vardı üzerimde. Onun için sapasağlam durdum hep. Normal bişeydi, herkesin başına gelebilirdi. Kimse benim için üzülmesin "yazık" demesin. Bazen empati ile acımayı karıştırabiliyor küçük beyinler. Ağladım elbet ama sağlam durdum hep. Şimdi bile o zamanki metanetime hayret ediyorum. Ya daha metanetliydim ya da kaybımın büyüklüğünün farkında değildim...
Bir de okulun başladığı zamanı hatırlıyorum. Saklamıştım sınıftakilerden. okul açıldığında ebru "biliyorum" demişti, ben de kendimi tutamamış ağlamıştım biraz. 1-2 kişi üşüşmüştü başıma. sonra Burkay gördü beni ağlarken, noldu dedi, söylemedim. Akşam okul çıkışında "ağlarken gördün ya beni, annem öldü de bu yaz" dedim sanki "pazardan 2 kilo elma aldım" edasıyla. Birde işte Burkay'ın yüzündeki ifadeyi unutamam. Dondu kaldı çocuk. O ne diyeceğini bilmezken ben sanki iyi akşamlar demiş edasıyla dönüp yoluma devam ettim.
Hala da birisine hayatta olmadıklarını söylemem gerekiyorsa sıradan bişeymiş gibi geçiştirmeye çalışırım. Gözlerim dolmaya fırsat bulmadan konuyu değiştirip kaçarım ortamdan...
23 Haziran 2009 Salı
10 Mayıs 2009 Pazar
ihmal ettiğim anneme...

Bu resim anneme ait. ondan kalan 3-5 resimden bir tanesi. Elimin altında online olarak duran yeganesi. Bu resim çekildiğinde sanırım ben 6-7 yaşlarında felandım. (Orjinalini de aşağıya koydum.) Annem aramızdan ayrıldığında ise 14... Yani şu anda hayatımın çok daha büyük bir kısmı annesiz geçmiş durumda.
Bugün anneler günü... Kendimi bildim bileli bana ifade ettiği yegane şey hissedilemeyen bir sevgi, eksiklik... mezara bırakılan bir demet çiçek... yanağımdan süzülen gözyaşı...
Hatırlayamıyorum anne sevgisinin, ilgisinin ne olduğunu...belki de bu yüzden çocuk sahibi olmak bana çok cazip gözükmüyor.
Hayatımda bir şeyin eksik olduğunu hissediyorum ama adını tam koyamıyorum. Etrafımdaki annelere ve çocuklara bakıyorum bazen. Belki de eksikliği hissetmemek için bakmıyorum, ilgilenmiyorum bile. bir perdenin arkasından yaklaşıp mesafemi koruyorum. Etrafıma bakıyorum, herkes annesiyle bir çatışma halinde.. neyi kaçırdıklarını farketmediklerini görüp üzülüyorum... aslında neyi kaçırdıklarını ben de bilmiyorum...
Bazen düşünmeye çalışıyorum, annem hayatta olsa hayatım nasıl olurdu? hayal dahi edemiyorum...
Ablam son zamanlarda bana çok bozuluyor. Babamı kaybettikten sonra annemin pabucunu dama attım diye. Ama anlamıyor ki şimdi neyi kaybettiğimi daha iyi biliyorum...
Her ikisini de çok ama çok özlüyorum...
Annecim, anneler günün kutlu olsun...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)