Sayfalar

kızıldeniz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kızıldeniz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Kasım 2010 Salı

Luxor

Tatilin son günü dalış olmayacağı için Luxor'a günübirlik tur ayarladık. Aslında bu ayarlama işi de kolay olmadı. Bizim kaldığımız otel fransızların gittiği bir yer olduğu için ingilizce bilen rehber bulunamadı önce. bilimum uğraş sonucu ayarladılar da biz de turu yapabildik.
O yorgunluğun üstüne tur için sabah saat 4:30 da kalkmamız gerekti. 5.30 gibi hareket ettik. tabi ben direk uyku modu. arada bir mola, molada çay ve yola devam. 9 sularında Luxor'a varmıştık. Önce karnak tapınağına gittik. kocaman bir yer ancak bizim zamanımız az olduğu için koştur koştur küçücük bir parçasını anca gezebildik. gördüğümüz kısmı bile bende hayranlık bırakmaya yetti. kesinlikle daha uzun bir tatil için gidilmesi gereken bir yer. ordan ayrılıp yemek sonrası nil'de kısa bir motor gezisi yaptık. firavunlar kendilerini nilin suyu ile yıkayarak kutsarmış. ben de elimi soktum suya. gerçi çok pisti, kutsama kısmı pek ümit vermiyor ama o kadar yol gidip nile el sürmemek olmaz dedim.
öğleden sonra da krallar vadisini ziyaret ettik. bu arada hava 32 derece. çöl sıcağı. resmen beynimiz pişiyor. dilimiz 3 karış dışarıda dolaştık vadide. 3 mezar gezdik. sonuncusu zor parkur olsun deme gafletinde bulunduğumuzdan mezardan çıktığımızda hepimiz bayılmak üzereydik. ancak mezar çok iyi korunmuş. yazıtların rengi hala yerli yerinde.
son durak papirus alışverişi. ama geç kalmışız. saat 6 olmadan kontrol noktasından geçmezsek polis şehirden çıkmamıza izin vermiyormuş. biz apar topar ne aldığımız anlamadak atladık otobüse. tam 6 da ilk kontrol noktasını geçtik. ana kontrolü de 5-10 dakika kadar sonra. hepimiz heyecanla polisin hareketlerini gözledik. allahtan geçirdiler de dönebildik.
akşam otele vardığımızda saat 10 olmuştu. hepimiz yorgunluktan bayılmış bir şekildeydik. ergül ve ben gidip bişeyler içip odaya dönüp sızdık.
pazar da geri dönüş yolu zaten...

19 Kasım 2010 Cuma

Kızıldeniz 5. gün

Dalışın son günü:(( zaten 4 günde 8 dalışın anca 4ünü yapabilmişim, kulağımın acısı bir yana buraya kadar gelip dalamamanın acısı başka yana...
Son gün olduğu için diğer günlerde gidip de beğendiğimiz 2 noktaya götürdüler. İki dalışı da aynı debelenme ve kanamalarla, zorla da olsa becerdim. Hele 2. dalış sonunda da bir soytardık ki anlatamam. Komik komik pozlar verip bir sürü foto çektirdik:))
Bir rahatladım ki sormayin:) 10da 6 ile tamamladim turu:) yalnız kulağımdaki hasar harbi çektirecek gibi görünüyor. Umarım uçakta sorun olmaz.
Yarın için Luxor'a gitme plan ve calışmalarımız var. Bir terslik olmazsa daha doğrusu tur ayarlayabilirsek gidip karnak tapınağını gezicez:)))

Hurghada'dan kısa kısa

Daha ilk günden hastalanıp inci'nin ponponlu kukuletasını kafamdan çıkarmadığım, her fırsatta sırtıma mont, havlu koyduğum için adım "alaska" kaldı. Hele de teknede 2 selen olunca rehberimiz mahmud beni alaska diye çağırmaya başladı. Alaska aşağı, alaska yukarı!
2. gün dalamayıp da ergül'le şnorkel yaparken bir yandan da dalgıçlari takip edip yukarıdan şaklabanlık yapıyorduk. Sonra ergül gidip kardeşine 'aşağıdan nasıl görünüyorduk?' diye sormuş. O da 'bıngıl bıngıl' demiş. O andan itibaren de kendimize 'deniz bıngılı' adını taktık. Deniz bıngılı denizin üzerinde yaşar, aşağıdan dalgıç geçerken garip gurup sesler ve hareketler yaptığı görülür gibilerinden yazdık da yazdık:))

18 Kasım 2010 Perşembe

Kızıldeniz 4. gün

Bugün uyanmak pek zor geldi. Ama dün kulakları dinlendirdim ya, dalacam heyecanı ile hazırlandım hemen. Kahvaltı sonrası gene bindik tekneye. Koyulduk yola. İlk dalış akıntı dalışı imiş. Dalışın ortasında çıkma şansı yok yani. Ya daldın ya daldın. Rehberimiz mahmud gelip beni kontrol etti. Dedim deniycem. O da tekneyi tembihledi, dalamazsam beni toplaması için. Akıntı dalışı pek eğlenceliymiş. Herkes hazırlanıp güvertede bekliyor, motor daha hareket ederken ördek gibi peşpeşe atlıyorsun suya. Dışarıdan çok komik göründüğümüze eminim. Neyse zar zor indim gene dibe. Yavaş yavaş ilerlemeye başladık. Birara yükseldik, benim kulak bas bas bağırıyor, body çıkalım mı dedi, yok devam dedim. Meğer o sırada burnum kanıyormuş. Ben farketmedim tabi. Akıntı dalışı pek zevkliymis, yampirik yampirik gidiyorduk, çok komik. Dalış sonunda çıkmaya doğru bir baktık koca bir müren salına salına geziyor. Kıvrıla kıvrıla yanımdan geçti. Ben kıpırdamaya korka korka takip ettim geçişi. Sonra yukarı çıktım. Çıkış gene çok acı çektirici oldu. Gene burnum kanadı. Acı acı acı!
Öğleden sonraki dalışta biraz alçaldım, baktım olacak gibi değil. Yine bırakıp çıktım. Biz ergül'le şnorkel yaptık. Ardından yine saat 4 gibi otele döndük. Biraz snack barda muhabbet ettik. Ardından duş giyin vs gidip otelin karşısındaki cafede oturup muhabbet ettik:) aksam 12 falandı cukka yatak:)

Tur dedikodusu

Dün akşam (yani 3. gün akşamı) ben odadayken oda arkadaşım geldi, hafif heyecanlı durumda. Tam hazırlanırken tlf çaldı. Bu telefonda 'ben ortasında kaldım ne alaka' falan diyor. Allah dedim olay var ama ne. Aman ses etme selen dedim, kitap okuyordum, okumaya devam ettim. Neyse bu gitti aşağıya, ben saçı kuruturken geldi. Senle bisey konuşabilir miyim diye. Hasss dedim. Meğersem tura dalıcı olmayarak gelen 2 ortayaşlı bayan vardı. Bunlar anlaşamamış odada, tartışmışlar vs. Artık aynı odada kalamayacaklarmış, bizim odayı 3leyebilir miymişiz? Amaaan pek mutlu olmadım ama yapacak birşey yok, kadın ortada kalacak, ok dedim ben de. Neyse ben pek mutlu olmayarak ama elimdeki malzemenin heyecanı ile koşturarak havadisleri grubun kalanına yetiştirdim. Bir yandan da, lan eşek kadar kadınlar, ikisi de en az 50, neden anlaşamazlar ki vs diye atıp tuttuk resmen. Sonra gece ben odaya dönerken anahtarı almak için recepe uğradım. Adam dedi ki siz türk dalıcı gruptansınız di mi? Evet dedim, sizden bir kişi apar topar çıkış yapıp türkiyeye döndü. Nasıl yani falan oldum. hikaye sonradan netleşti ki bu anlaşamayan 2 bayandan biri apar topar geri dönmüş! bana faydası ise odayi 3lememek oldu.
Bugün konunun dedikodu kısmı pek eğlenceliydi. Yok o 2 bayan başka bir adam yüzünden tartışmışlar, biri diğerini kıskanmış vs vs. (bu arada bu ilk önce geyik diye başladı ama sonrasında gerçek olduğu öğrenildi!!!) Tam komedi faslı. Allahım sen bizi bu hallere düşürme diye dualar ederek döndük resmen:)

17 Kasım 2010 Çarşamba

Kızıldeniz 3. gün

Bugün yine sabah 7.30 koğuş kalk ile başladı. Akşamki kabuklu ziyafeti sonrası kahvaltıyı geçiştirip tekneye atladık. Yol uzuncaydı bugün. Bir saate yakın tır tır gittik. Benim kulaklar hala iptal. Bugünlük kendimi dinlenmeye aldım. Millet dalarken biz şnorkel yapma kararı aldık. Brifing esnasında bizim rehber burada köpekbalığı olur dedi, bir de kaplumbağa. Ben kaplumbağa aşkına köpekbalığını iplemiycem ama arkadaş ürktü. Resifin kenarından kenarından gitmeye çalışıyoruz ancak nasıl dalga var, biz debelendikçe aynı yerde sayıyoruz. 25 dakikada gittiğimiz yolu 3 dakikada döndük. Kaplumbağa hak getire ama resif balıkları gene süper.
Öğlen yemekten sonra aynı resifin batı yakasına geçtik. Ben gene dalmaktan vazgeçtim. Biz gene taktık şnorkelleri, aslında biraz da istemeden girdim çünkü çok rüzgar var. Yalnız suya girdikten sonra güzelliği karşısında iptal olduk. Mercan yatağı denen bir bölge, rengarenk, balıklar çeşit çeşit. Derken altımızdan bir tane vatoz süzüldü. Anaa diye ona şaşkın bakarken arkadan devasa bir müren kıvrılmaya başladı. Yukarıda dehşetle müreni (adını hamdi koyduk) takip edip ufaktan çaktırmadan motora yöneldik. Bu arada tekne sayısı sürekli artıyor. Bizimkini bulucaz diye yandan yandan bütün tekneleri geçtik, sona geldik, allah allah bizimki yok. Hadi geri dönüyoruz. Bir yandan da lan falan modundayız. biliyoruz bizsiz gitmez ama... İlk tekneye sorduk ileride dedi, biri gittiler he he diye bizi keklemeye çalışıyor. Neyse debelenerekten tekneye ulaştık ki dalışçıların hepsi dönmüş, bir biz kalmışız suda. Bu arada debelenirken başka bir müren (fikri) daha gördük. O da kocaman, bir teknenin altına kıvrılmış dinleniyor. Hem kaybolduk paniği hem de mürenlerin ürkekliği ile attık kendimizi tekneye.
Akşam ki plan hafif / sebze yemek. Son 2 akşam ki aşırı yemekten sonra gayet uygun bir karar oldu sanırım. Şimdi de old town hurghada ya gitmeye çalışıyoruz ama adam dolaştırıyor mudur nedir!!!
Aaa asıl turun dedikodusunu unuttum. Tura gelen 2 ortayaşlı bayan vardı. Bunlar anlaşamamış, başka oda da yokmuş. Benim oda arkadaşına rica etmişler, şimdi bir tanesi bizim odaya transfer oldu. Düdük odada 3 kişi!!! Hayır eşek kadar insanlarsınız, neyi paylaşamıyorsunuz anlamadım ki... Kabağın ucu da bize patladı!!!
...
old town dönüşü başka bir komedi yaşadık. 18 kişiyiz. giderken 2 minibüs gittik. bir tanesinin şöförü bizimle dolandı bile. dönüşte 2. minibüsü bulamadık. bekle bekle yok. napalım 18 kişi aynı minibüse doluştuk ama halimizi görmeniz lazım. minibüs dediysem bizimkiler gibi değil, hindistan fotolarında görülen cinsten. tam tıkıştık hareket edicez, diğeri geldi de apar topar bölündük yine. ama gelmeseydi, hepimiz akraba olup dönecektik otele:)))

16 Kasım 2010 Salı

Kızıldeniz 2. gün

Dün gece saat 10 gibi attım kendimi odaya, ona uyumak değil sızmak denir sanırım. Gece boyu terleyip toksin attım sanırım. Sabah uyandığımda boğaz ağrısı azalmış ancak burun tıkalı idi. Kahvaltıda gene birilerinden ilaç otlandım. Önce burun açıldı ama dalmaya yakın sol taraf alarm vermeye başladı. Deneyelim diyerek inmeye başladım. Sol taraf iptal durumda. 5 mt falan daldım, baktım inilebilir gibi değil. siz gidin ben yukarıdan takip ederim dedim. Yavaş yavaş hem ilerledim hem indim. 10 dakika sonra 8-9 mt inmiştim. Orada gruba dahil oldum. Onlarla dolandım bayağı bir süre. Dalış sonunda yukarı çıkmak daha eziyetli oldu. Sanki birileri kulağıma şiş sokuyor:( bir yandan çığlık çığlığa bağırıyor bir yandan ağrıyor. Neyse bir şekilde acı içinde de olsa çıkmayı başardım. Bu arada sinusleri patlatmışım, hafif kanadı.
Yukarı çıkınca hemen 2. dalışa hazırlanıp sarınıp sarmalandım. Bişeyler yedim biraz kestirdim. 2. dalışı es geçecektim ama rehber burası çok güzel deyince gene kuşanıp indim. Yine aynı terane. Kulaklar sanki saatli bomba. Gene zar zor dengeledim. Zaten max. 10 mt dalıyoruz. Bu sefer sürü halinde aslan balığı, kaya balığı vs vs gördüm. Tam bir görsel şölendi. 1 saat kadar dolandık yine. Çıkış gene eziyet. Kulağım süründürdü resmen. Sinusler gene patladı. Kanadı. Gene çıktım, sanki biri kulağıma şiş sokuyor. Neyse bitirdim dalışı çıktım yukarı, üst giyinmece vs.
Bu dalışları bir de kameraya çektiler. Çok güzeldi:) umarım yarin daha iyi olurum.
...
Akşama gelince: oy oy oy. Akşam balık lokantasına gittik. Balığı boşver kabuklulara dadan modunda, karides, midye kalamar ve yengeç söyledik. Bir de abartmışız ki, bir geldi siparişler, allahım biz 11 kişiyiz, 20 kişi rahat doyar. Karidesler kocaman kocaman, kalamar desen aynen, yengeç zibil gibi, midyeler süper lezzetli. Masada tek eksik var, rakı! Sorduk garsona alkol satmıyorlarmış. Ah ah vah vah formatında yarı buruk hayıflanırken bir arkadaş çantasından rakı şişesinin ucunu çıkardı. Allaaaaah, masa bir sevindi. Sevindi de nasil içicez? Su katmadan, buzsuz vs de içilmez ki bu meret. Lan naapsak ne etsek derken garsonu çağırıp "ya biz dışarıdan gidip alkol alsak olur mu?" dedim. Adam tabi tabi yapınca allah dedim, çığırdım millete "çıkarın rakıyı" diye. Nasıl yani falan oldular. Dedim sordum, sorun yok dediler. Artık bana ne kadar dua etseniz azdır. Bi sevinçle doldu bardaklar. Garson baktı, dedim bizde hazir alınmışı var:))) bu arada ben hasta ya, alkol ucundan acıcık alabildim:((
Töhmeleme formatında yedikten sonra türk kahvesi içtik. Gayet de güzel yapmışlardı. Tüm bunların ardından otele dönüp yatma 11 bile degil!!!

15 Kasım 2010 Pazartesi

Kızıldeniz 1. Gun

Bu sabah bir heyecan bindim tekneye. Su harika görünüyor, yalnız benim boğazımda bir sorun var. Yanmaya başladı. Hemen sedergine ve C vitamini dayadım. İlk dalışı abu ramada isimli bir resifde yaptık. Dev bir müren gordum. Napolyon odur budur bir sürü rengarenk balık. Minik su yılanlarının olduğu bir tarla önünde durduk bir süre. Ben balıklari bekleyip durdum, meğer benim yosun sandığım şeyler minik yılan balıklarıymış. Balıklar ve denizin dibi rengarenk, süperler. 46 dakika suda kalmışız, çok mutlu çıktım yukarı. Yemekten sonra 2. dalış noktasına geldik. Bu arada benim boğaz kötüleşiyor. Neyse birilerinde antibiyotik varmış, akşam otelde alıcam.
İkinci dalışa hazırlandık. Benim birincide kaçırdığım aslan balığı, denizatı gibi şeyleri göstermesi için lideri tembihleyip atladım suya. Ok leştik vs hadin ben iniyorum dedim, başladım alçalmaya. 1 mt, 2 mt... Allah allah kulakta tıs yok. Acık yüksel geri in. I-ıh! Anam, 2-3 denedim yok. 3e indim ağri girdi, çıktım yukarı, dedim body'e son kez deniyorum, ben inemezsem sen git. Netekim benim sinusler tıkanmış, gözyaşları içinde gönderdim grubu. Ben de başka bir arkadaşla tepelerinde şnorkel yaptım. Allahtan reefler çok güzel. Aşağıda ne gördüler bilmiyorum, bilmek de istemiyorum ama reef de kendi başına gayet keyifliydi.
Simdi otele gelir gelmez dayadim antibiyotiği, akşam erkenden yatıcam, yarın da cift doz sudafed ile dalmayı düşünüyorum:))